Boğaziçi Üniversitesi 15. ISSI Konferansı’nın Ev Sahibi

Akademik ölçümlerin sosyolojik ve toplumsal boyutlarını dünyaca ünlü uzmanlar tartışacak

Boğaziçi Üniversitesi 15. ISSI Konferansı'nın Ev Sahibi

Bu yıl 15'incisi düzenlenen International Society for Scientometrics and Informetrics - ISSI (Uluslararası Bilimmetri ve Enformasyon Birliği) 2015 Konferansı, Boğaziçi Üniversitesi, TÜBİTAK ULAKBİM, Hacettepe Üniversitesi ve ISSI işbirliği ile 29 Haziran- 03 Temmuz tarihleri arasında, 45 ülkeden 250 katılımcıyla Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de gerçekleştiriliyor. Bilimsel araştırma ve değerlendirme yöntemlerindeki son eğilimler, alanlarında dünyaca saygın isimlerle ISSI 2015 Konferansı’nda tartışmaya açılacak.

Konferansın Düzenleme Kurulu’nda Yrd. Doç. Dr. Albert Ali Salah (Boğaziçi Üniversitesi), Prof. Dr. Yaşar Tonta (Hacettepe Üniversitesi), M. Mirat Satoğlu (TÜBİTAK ULAKBIM), Dr. Almıla Akdağ Salah (Amsterdam Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Cassidy Sugimoto (Indiana Üniversitesi) ve Doç. Dr. Umut Al (Hacettepe Üniversitesi) bulunuyor.

Konferansın içeriği ve detayları hakkında Yrd. Doç. Dr. Albert Ali Salah ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Scientometrics ve Informetrics kavramları hakkında bilgi verir misiniz?

“Scientometrics” bilim ve bilimsel çıktıların analizi ve ölçülmesi, teknolojik gelişimlerin ve inovasyonların öncüllerinin, koşullarının, ilişkilerinin saptanması, araştırmacıların ve araştırma kurumlarının birbiriyle ilişkileri konularında araştırma yapan bilim dalıdır. Bilimsel aktivitenin sayılara dökülebildiği kadarıyla ölçümünü hedefler. Özellikle bilimin gelişimindeki mekanizmaları ve tarihsel aşamaları istatistiksel yaklaşımlarla ortaya koyar. Bütün bilimsel çalışma alanlarıyla ilgili sonuçlar üretebildiği için disiplinlerarasıdır ve bir meta-bilim yaklaşımı sergiler.

“Informetrics” en genel haliyle bilginin sayısal yönlerini inceler, dolayısıyla “scientometrics” için informetrics’in bir alt dalıdır diyebiliriz. Kütüphane araştırmaları, bilginin üretimi ve paylaşılmasında kullanılan mekanizmaların etkinliği, avantajları ve dezavantajları, yeni medya kaynaklarının bilgi paylaşımı üzerindeki etkileri gibi konuları kapsar.

The International Society for Informetrics and Scientometrics tarafından düzenlenmekte olan ve 1987’ten bu yana uluslararası nitelikte gerçekleştirilen konferanslar dizisi bu kez Boğaziçi Üniversitesi’nde yer alacak. Bu konferans dizisi geçmiş yıllarda bilim dünyasına ne gibi içerik ve katkılar sundu; ilgili disiplinlere katkı anlamında çıktıları neler oldu?

ISSI Konferansı iki yılda bir gerçekleştirilen ve dünyada bu konuda çalışan neredeyse bütün önemli araştırmacıların katıldığı bir konferans. 2017 yılında Çin’de düzenlenecek.

ISSI Konferansı geniş bir konu aralığını kapsıyor. Science Citation Index ve Scopus gibi bilimsel endeksler, tek tek araştırmacıların ve üniversitelerin bilimsel üretimlerini sayısallaştıran ve sıralayan yaklaşımlar (araştırmacılar için h-endeksi, üniversiteler için CWTS Leiden sıralaması gibi), patent veritabanları üzerinde yürütülen ve ülkelerin araştırma politikalarına yön veren çalışmalar, intihal ve etik-dışı davranışların sosyal ağ ve metin analiz yöntemleri ile ortaya çıkartılması, bilimsel çalışmaların hangi problemlerde yoğunlaşıp nereleri ihmal ettiğine dair meta-analizler bu alandaki önemli çalışmalar.

Bu konu dünyada genel olarak önemli olmakla birlikte, Türkiye için özellikle önemli, çünkü Türkiye’deki bilimsel politikalar bu konulara son derece bağlı. Örneğin Türkiye’de doçent ve profesör olmak isteyen araştırmacılar çoğu zaman belli endekslerde taranan dergilerde yayın yapmak zorundadır. Yayın teşvikleri de genel olarak yine bu endekslerin işaret ettiği dergilerde yayınlanan çalışmalara verilir. Dolayısıyla bu endekslerin hazırlanması ve güncellenmesi, kullanılan kriterler araştırmacıları ciddi biçimde yönlendirir.

Aynı şekilde üniversiteleri sıraladığınızda kullanacağınız kriterler de üniversitenin amaçlarına, ülkenin ihtiyaçlarına ve yerel koşullarına bağlı olduğu kadar, bütün dünyadaki eğitim kurumları arasında bir sıralama yapma amacı taşıyorsa, elde ettiğiniz sonuçların buna göre değerlendirilmesi gerekir.

Genel olarak bu camia bir yandan araştırmacıları, kurumları, bilim politikalarını değerlendirecek ölçütleri ortaya koyarken, bir yandan da tamamen ya da büyük ölçüde indirgemeci bir yaklaşımın aslında ne kadar sakıncalı olduğuna dair bulgular da yayınlıyor.

Bu yıl düzenlenecek olan 15. konferansın ana teması nedir?

Bu seneki konferansın ana teması Scientometrics’in geleceği olarak belirlendi. Bu alanda şimdiye kadar araştırma ve bilimsel çıktıların değerlendirilmesi için geliştirilen çok çeşitli araçlar, metotlar, programlar ve algoritmalar oldu. Gelişen bilgisayar teknolojileri ile birlikte büyük veritabanlarına ulaşmak, buradan zengin bilgi çıkartarak görselleştirmek, çok farklı analiz yöntemleri uygulamak mümkün. Fakat özellikle geliştirilen endeks ve indikatörlerin yanlış kullanımı ile ilgili çok da eleştiri yapıldı. Passolini “Bizler sayıya dökülemeyen her şeyin yitip gidişine tanık olacağız” demişti, bu alandaki temel endişe de budur. Pek çok ölçüt amaçlarından saptırılarak kullanıldı, varsayımları göz ardı edildi. Araştırmacıların h-endekslerine bakılarak değerlendirilmesini buna örnek gösterebiliriz. Bir araştırmacının h-endeksi 5 ise, en az 5 atıf almış 5 makalesi var demektir. Dolayısıyla hem çok atıf almış olmak hem de pek çok atıf almış makale yayınlamak gerekli yüksek bir h-endeksi için... Fakat bir araştırma konusunda ne kadar çok dergi çıkartılıyor, araştırma yapılıyorsa, o konuda o kadar kolay atıf alınıyor. Yani bu ölçüt aslında popüler konuları öne çıkartıyor. Bu da aslında bilimsel değeri ölçmek için çok sağlıklı değil. Her araştırmacının kendi alanındaki uzmanlar tarafından, pek çok şeye bakarak değerlendirilmesi gerekli. Bu seneki konferansın yoğunlaştığı konu bütün bu ölçümlerin sosyolojik ve toplumsal boyutları.

Bu konferansın Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenleniyor olmasının öneminden bahsedebilir miyiz ?

Türkiye geçtiğimiz yıllarda akademik camiada ne yazık ki intihal olayları ile gündeme geldi. Bu Türkiye’ye özgü bir problem değil elbette, bilim politikaları ve akademik değerlendirmenin gittikçe daha çok sayılara önem vermesi yüzünden pek çok ülkede benzer problemler yaşandı. Özellikle bilimsel etik ve özerklik ile ilgili olarak prensip sahibi bir duruş sergilemek, bu konudaki çalışmaları desteklemek, biz Türk araştırmacıları için her zamankinden daha önemli. Bu konferansın Türkiye’ye ve Boğaziçi Üniversitesi’ne getirilmesi için çalışmalar 2012 yılında başlatıldı. Hacettepe Üniversitesi ve TÜBİTAK ULAKBİM ile birlikte bir başvuru yapıldı. Uluslararası bir komite kuruldu ve uzun süreli bir çalışma sonucunda çok kapsamlı bir program hazırlandı. İzleyicilere çok şey katacak bir konferans olacak.

Son yıllarda bilimsel araştırma ve değerlendirme yöntemleri dünyada nasıl bir yol izliyor; Türkiye’nin bu alandaki mevcut konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Konferansta Türkiye’de bu çerçevede yürütülen çalışmalara da yer verilecek mi?

Dünyada endeksleme ve sıralama çalışmaları büyük kurumlar çerçevesinde yürütülüyor. En çok bilinenler Thomson Reuters’in Web of Science girişimi ve Scopus endeksi. Eugene Garfield’in bir araştırması olarak başlayan atıfları toplama ve endeksleme çalışması büyük bir sektöre dönüşmüş durumda. Sadece ticari amaçlı kurumlar değil, akademik merkezler de bu konuda çalışıyor. Türkiye’de TÜBİTAK ULAKBIM, Hacettepe Üniversitesi’nin Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü, ve ODTÜ’de kurulmuş olan URAP (University Ranking by Academic Performance) bizdeki araştırma odaklarına örnekler. Bu kurumların çıktıları ülkenin bilim ve inovasyon politikalarının belirlenmesinde önemli rol oynuyorlar. Biz de özellikle Türkiye’deki çalışmaları ön plana çıkartmak için araştırmacılarımızı davet ettik. Bu seneki ISSI’de URAP uluslararası katılımcılarla birlikte üniversite sıralama yöntemlerinin nasıl iyileştirilebileceği konusunda bir panel oturumu düzenliyor. Bunun dışında doğrudan Türkiye ile ilgili çalışmalar da var. TÜBİTAK’ın bilimsel yayınları destek programının analiz edildiği bir çalışma, Türkiye’de nanoteknolojinin nasıl geliştiği ve yayıldığını inceleyen çalışmalar, Türkiye’de yapılan araştırmaların başka ülkelerdeki araştırmacılar tarafından nasıl kullanıldığını gösteren çalışmalar sunulacak. Pek çok diğer çalışmada da Türkiye analizi yapılan ülkeler arasında olduğu için farklı açılardan Türkiye’nin konumunu değerlendirmek mümkün olacak.

Toplam kaç ülkeden davetli katılacak?

Konferans 45 ülkeden 250 üzerinde katılımcı ile gerçekleştirilecek. Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Asya, Afrika, ve Avusturalya’dan katılımcılarımız var. Özellikle Çin’den katılım oldukça yüksek. Konferansa Boğaziçi Üniversitesi öğrenci ve çalışanlarının da ücretsiz olarak katılımını sağlıyoruz.

Katılan davetli konuşmacılar arasında Amsterdam Üniversitesi’nde Bilim ve Teknolojide İletişim ve Inovasyon alanında çalışmalar yapan, Thomson Reuters’in hakkında en çok alıntı yapılan bilim adamları listesinde yer alan sosyolog ve sibernetikçi Loet Leydesdorff ve SciTech Strategies Başkanı Kevin W. Boyack bulunuyor. Konuşmacıların yapacakları sunumlar hakkında bilgi alabilir miyiz? Hangi başlıklar öne çıkıyor?

Loet Leydesdorff pek çok bilim alanının yayın, atıf ve patent analizleriyle haritasını çıkartmış bir araştırmacı. Bu konferanstaki konuşması özellikle devlet, sanayi ve üniversite (üçlü helezon) modeli üzerine. Yaklaşımında bilgiye arz, talep, üretim ve tüketim perspektiflerinden, bütünsel bir yaklaşımla da bakmanın önemini vurguluyor.

Kevin Boyack ise konferansın özel konusu olan bilim ölçmenin geleceği konusunda, çok ilginç bir sunum yapacak. Bu konuda teknik bilgiye sahip olsun olmasın bütün araştırmacılarımız bu konuşmaya gelerek katkıda bulunabilir. Bu konuşma özellikle şu anda bilimsel çıktıların ölçülmesinde daha az önem atfedilen fonlama, çalışma grupları, veri, araştırma hedefleri ve inovasyon konularının değerlendirilmesi, bilimin sayısal çıktılarının yanında sayısal olmayan hedeflerinin de daha net ortaya konması üzerine camiaya yapılan bir çağrı niteliği taşıyor.

Konferansın davetli konuşmacıları yanı sıra Derek de Solla Price Ödülü ISSI’de Mike Thelwall’a verilecek. Mike Thelwall Scientometrics camiasına büyük katkılarda bulunmuş çok değerli bir bilim adamı. Kendisi, bilimsel gelişmeleri sadece bilim adamlarının kullandığı geleneksel yollarla değil, Internet üzerinden toplanan veriler ile değerlendirme konusunu, yani Webometrics’i ortaya atan ve Webometrics’in bugünkü konumuna gelmesinde en önemli rolü oynayan kişi. Bu yaklaşım özellikle bilimin topluma etkilerini, toplum düzeninin ve bilim politikalarının bilim insanlarını ve bilim dünyasını nasıl şekillendirdiği sorusuna daha geniş bir perspektiften bakılmasına yardımcı olmuştur. Uzun vadede Altmetrics konusunun da ortaya çıkışı bu sayaede olmuştur. Bu da Internet üzerinde bilim insanlarının iletişim, araştırma, bilgi ve veri alışverişi gibi çeşitli ihtiyaçları için kurulmuş olan Academia.edu, ResearchGate, Mendeley gibi sosyal ağların ve programların incelenmesidir.

Son olarak konferans sırasında 10 yılda hazırlanmış 100 bilim haritasından oluşan Places & Spaces sergisi de Albert Long Hall’de gezilebilecek. Sergi bütün ilgilenenlere açık ve ücretsizdir. Serginin küratörü Indiana Üniversitesi’nden Atlas of Science, Visual Insights ve Atlas of Knowledge kitaplarının yazarı Katy Börner 29 Haziran’da yine herkese açık bir konuşma yapacak ve bir on yıl daha uzatılan bu projenin ikinci yeni hedeflerini anlatacak.

Konferans sırasında simultane tercüme olacak mı?

Konferansın katılımcıları ağırlıklı olarak yabancı ülkelerden geliyor, ayrıca konferans dört paralel oturumda gerçekleştiriliyor, dolayısıyla simültane tercüme olmayacak.

Haber: Kurumsal İletişim Ofisi