Boğaziçi Üniversitesi’nde yeni bir merkez: Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi

Boğaziçi Üniversitesi, yeni kurulan Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi ile 1800’lerin sonundan günümüzde uzanan ve zengin bir içeriğe sahip kurumsal ve özel arşivleri yeni nesil araştırmacılara açmaya hazırlanıyor. Güney Kampüs’te restorasyonu devam eden Nafi Baba Tarih, Kültürel Miras ve Arşiv Merkezi'nde hizmet verecek olan Merkez, Nafi Baba Tepesi’nin akademik ve kültürel anlamda değerlendirilmesini sağlayacak.

Boğaziçi Üniversitesi'nde yeni bir merkez: Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi

Robert Kolej, Amerikan Kız Koleji ve Boğaziçi Üniversitesi’nin kurumsal bir arşiv oluşturmasına katkı sağlamayı amaçlayan merkez, arşiv malzemeleri, akademik çalışmalar, ulusal veya uluslararası basın, yayın, görsel ve işitsel malzemeleri bir araya getirip, koruyacak ve araştırmacıların hizmetine sunacak.

Bu belgelerin arşivlenmesinin yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi’nin kurumsal hafızasının oluşumuna katkı sağlayacak kişilerle sözlü tarih çalışmaları yapmayı hedefleyen Merkez, bu kurumların kültürel mirasının bir araya getirilmesiyle 19. ve 20. yüzyılda sadece eğitim değil, siyaset, toplumsal yaşam ve gündelik hayata dair birçok soruyu cevaplandırabilmeyi amaçlıyor.

Merkezin koordinatörlüğünü Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nden Doç. Dr. Cengiz Kırlı üstlenirken Yürütme Kurulu’nda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Tekcan, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Hatice Ün, Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Edhem Eldem ve Kültür ve Sanat Komisyonu Başkanı ve Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç Dr. Zafer Yenal yer alıyor.

Kurumsal arşiv oluşturma hedefinin yanı sıra, Boğaziçi Üniversitesi’ne bağışlanmış veya üniversite tarafından edinilmiş, tarih, arkeoloji, siyaset bilimi, mimarlık, edebiyat gibi disiplinlerde ve çeşitli sanat dallarında zengin malzeme içeriğine sahip olan, kişisel koleksiyon ve arşiv malzemelerinin de dijitalleştirilmesi, kataloglanması ve araştırmacıların hizmetine açılmasını hedefleyen merkez, farklı disiplin ve sanat alanında yeni çalışmaları teşvik edecek nitelik ve hacimde bir içeriğe sahip olacak.


Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi olmak üzere üniversitenin ilgili idari ve akademik birimleriyle koordinasyon ve işbirliği içinde hareket edecek olan Merkez’in koordinatörü Doç. Dr. Cengiz Kırlı’yla Boğaziçi’nden Haberler sitesi için bir söyleşi gerçekleştirdik.

Arşiv kültürümüz eksik

Doç. Dr. Cengiz Kırlı, Türkiye coğrafyasında Osmanlı İmparatorluğu’ndan bu yana bir arşivcilik kültürünün oluşmadığını belirtiyor. Kırlı’nın ifadesiyle, bazı istisnalar hariç Türkiye’de kurum arşivleri son derece zayıf ve yetersiz, özel arşivler ise yok denecek kadar az.

Dünyada özel arşivler daha çok devlet içerisinde üst düzey görevlerde bulunmuş asilzadeler arasında veya 19. yüzyıl itibariyle burjuva toplumu içerisinde gelişmiş bir kültür. Fakat Türkiye’de 19. yüzyıldan 20. yüzyıla gelindiğinde burjuva ailelerin servetlerini aktaramadıklarını ve geriye bir aile arşivi bırakamadıklarını görüyoruz. Kırlı, 20. Yüzyılda ise, varlıklı ailelerin, sanatçı ve aydınların kendilerinin veya varislerinin ellerinde bulundurdukları kişisel arşivleri kamusal alanda paylaşmaktan çekindiklerini ve özel arşiv oluşturma çabalarının eksik kaldığına dikkat çekiyor. Kırlı bu anlamda, bir arşiv ve dokümantasyon çalışmasıyla birlikte özel olanla kamusal olanın ilişkisini daha net bir şekilde ortaya koyan yeni bir tarih inceleme kültürünü oluşturmayı hedeflediklerini ekliyor.