Boğaziçi Üniversitesi’nin ev sahibi olduğu CIO Sempozyumu’nda bilişim teknolojileri masaya yatırıldı
12-15 Haziran 2016 tarihleri arasında bilişim dünyasından 500’e yakın katılımcıyı ilk defa Türkiye’de bir araya getiren 24. Avrupa Bilişim Sistemleri Konferansı (24.European Conference on Information Systems) ECIS 2016 kapsamında düzenlenen CIO Sempozyumu bilişim sektörünün önemli temsilcilerini buluşturdu. Firma temsilcilerinin yanı sıra konuşmacılar arasında yer alan akademi dünyasından isimler de bilişim alanında gerçekleşen devrim niteliğindeki gelişmelere teorik yaklaşımları anlattılar.
Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü öğretim üyesi ve ECIS 2016 eş başkanı Prof. Dr. Aslı Sencer’in takdim konuşmasından sonra etkinliğin platin sponsoru olan Garanti Bankası’nın Teknoloji, Operasyon, Merkezi Pazarlama ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüsnü Erel ve Almanya’nın enerji şirketi RWE’nin CIO Ofisi, Dijital Alanlar ve Bilişim Teknolojileri (BT) Yönetişimi CIOsu Stephanie Kemp CIO Sempozyumu’nun anahtar konuşmalarını gerçekleştirdi. Üç gün süren konferansın ilk günündeki anahtar konuşmacı ise SAP, Maersk Group, Siemens, Allianz, B&O Yönetim Kurulu Üyesi Jim Hagemann Snabe idi.
ECIS 2016 CIO Sempozyumu İlk Anahtar Konuşmacısı Hüsnü Erel
Ülkenin en saygın teknoloji liderlerinden biri olan Hüsnü Erel konuşmasına Garanti Bankası’nın 20 yıl önce 1997 yılında başlayan ilk internet uygulamalarından bugün müşterilerin sadece ses komutlarıyla işlemlerini yapabildiği sanal asistanlara kadar olan dijital dönüşüm yolculuğunu anlatarak başladı. Erel daha sonra geleceğin bütün kanallarda varlık göstermekten geçtiğini; müşterilerin artık internet, mobil, telefon bankacılığında ve hatta şubede ve ATM’lerde görünmez bir deneyim yaşayabildiğini vurguladı. Yakın geçmişte kredi başvurularının yapılabileceği sosyal medya kanallarının da eklenmesiyle, müşterilerin artık karışık olmayan işlemlerin %92’sini dijital kanallar üzerinden gerçekleştirebildiğini belirtti.
Erel böyle bir dönüşümün bankacılık ve finans sektöründe çok da kolay olmadığını, örneğin düzenleme kısıtlamaları sebebiyle tamamıyla bulut teknolojilere geçilemediğini sözlerine ekledi. Ancak buna rağmen Garanti Bankası’nın operasyonel modelini ve müşteri deneyimini dönüştürerek bu süreci başarıyla yönettiğinin, bütün müşterilerinin %50’si olan 4,5 milyon dijital müşterisinin gereksinimlerini karşılayabildiğinin ve bu sayının gün geçtikçe arttığının altını çizdi.
Erel’in değindiği son nokta Garanti’nin mobil teknolojiler üzerinden yürüttüğü çalışma ortamını tabletlere taşıyarak, müşterilerine herhangi bir mekan ya da cihaz kısıtlaması olmadan hizmet etmeye devam etmesiydi. Çalışanların yeteneklerini ofis dışında da geliştirmelerini sağlayan “Servis olarak Banka (Bank-as-a-service)” kavramı gün geçtikçe geliştirmektir. Sayın Erel’e göre “Tablet içinde Banka (Bank in a Tablet)” kavramı ile gelecekte şubede çalışanlar azalacak fakat banka için ofis ortamı dışında mobil platformlar üzerinden çalışanlar artacaktır.
ECIS 2016 CIO Sempozyumu İkinci Anahtar Konuşmacısı Stefanie Kemp
Stefanie Kemp konuşmasına RWE'nin Avrupa enerji pazarındaki lider konumu hakkında istatistikler paylaşarak başladı. Kemp, enerji sektörünün de diğer sektörler gibi bir dijital dönüşüme girdiğine, bu dönüşüm kapsamında insanların, teknolojilerin ve ürünlerin birbiriyle 'hiper-bağlantılı' olarak bağlandığına ve geleneksel endüstrilerin paylaşımcı ekonomi yaklaşımı tarafından 'yıkıma uğradığına' değindi.
Enerji hizmeti tedarik eden şirketlerin de bu değişimlere ayak uydurmak adına yenilikçi girişimlerde bulunmaları için bir baskı altında olduklarını belirten Kemp, RWE'nin bu değişime projelerini hızlı bir şekilde ve çevik metodolojiler kullanarak teslim ederek ve şirket içinde yenilikçi bir kültürün süregelmesini teşvik ederek karşılık verdiğini açıkladı.
Kemp, son olarak yaşanan değişim sonucunda yüksek seviyede yenilikçilik olgunluğu sergileyen şirketlerin içinde CDO (Chief Digital Officer - Dijital Genel Müdürü) gibi teknolojiyi arkasına almış pozisyonların oluşmaya başladığını ve şirketler içindeki analog süreçleri dijitale çevirmek adına bir Dijital İşler Uzmanı olarak da nitelendirilebilecek bu kişilerin gelecekte CIO (Chief Information Officer - Genel Bilgi Müdürü) pozisyonunun yerine geçebileceğini söyledi.
Panel 1: Dijital Dönüşüm
Sempozyumun ilk paneli “Dijital Dönüşüm’’ Münih Üniversitesi’nden Prof. Helmut Krcmar moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde, hava yolları, perakende, yazılım, internet sektöründen gelen üst düzey yöneticiler bilişim alanındaki yeniliklere nasıl ayak uydurduklarını anlattı.
Dijital dönüşümü, geleceği kucaklamak olarak tanımlayan THY’dan CIO Ali Serdar Yakut, bugün hizmet verdikleri insanların geçmişteki insanlar olmadığını, bilişim alanındaki yeniliklerin en önemli etkisinin insanları ve onların ihtiyaçlarını dönüştürmek olduğunu söyledi. Kendilerinin de Türk Hava Yolları’nda bu ilkeden yola çıkarak adımlarını attıklarını belirten Yakut, bu anlamda havayolu için büyük önem arz eden güvenliğin yanında müşterilerin isteklerini de göze alarak kurumlarını yeniden yapılandırdıklarını sözlerine ekledi. Müşteri ihtiyacının yanında, çalışanların da teknolojik gelişmelere uygun olarak eğitildiğini de söyleyen Yakut, ancak bu şekilde anlık gelişmelere ayak uydurulabileceğini de ifade etti.
İkinci panelist Carrefoursa CIO’su Önder Kaplancık sözlerine Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduğunu ve tekrar okulda olmaktan duyduğu mutluluğu ifade ederek başladı. Kaplancık, yeni bir şeyler üretmenin müşteri memnuniyeti yanında aynı zamanda değer yaratmayı esas alan bir öneminin de olduğunu ifade etti. Kendilerinin bu yaklaşımla hareket ettiğini ve bilişim sektöründeki gelişmelerin de herkes tarafında bu gözle ele alınmasının önemli olduğunu da sözlerine ekledi.
Konuşmacılar arasında yer alan bir diğer Boğaziçi Üniversitesi mezunu ve bilişim sektörünün deneyimli isimlerinden SAP Türkiye Genel Müdürü Zeynep Keskin ise, kendilerinin ihtiyaca göre yazılım ürettiklerini ve firmalarını sorun çözücü olarak tanımladıklarını söyledi. Teknolojik gelişmenin hayatın her alanında etkili olduğunun altını çizen Keskin, giderek daha karmaşık bir hale gelen dünyamızda teknolojinin etkin olarak kullanımının önemine değindi; insanları ve yazılım teknolojilerini bir araya getirerek gerçek zamanlı, bağlantılı ve basit iş süreçleri tasarlamanın şirketlerin dijital ekonomi çağına geçişini kolaylaştıracağını belirtti. Teknoloji ve inovasyonla iş dünyasının yaşadığı dönüşümü spor sektörüne de sunduklarını aktaran Keskin, örnek olarak Almanya Milli Takımı’nın 2014 Dünya Kupası’nda elde ettiği şampiyonluğu gösterdi. SAP olarak Almanya Milli Takımı’na özel bir yazılım geliştirdiklerini söyleyen Keskin, takımın daha hızlı ve seri bir oyun çıkartması için maçın gerçek zamanlı analiz edilmesini sağlayan bu yazılım ile teknik ekibin veriye anında eriştiğini ve maç esnasında hızlı bir şekilde plan yapıp uygulamaya geçebildiklerini ifade etti
Konuşmada söz alan Google For Work Türkiye Müdürü Alp Önder Güler, yeni ve heyecan verici teknolojileri öğrenmek ve bu teknolojik gelişmeleri kurum yaşamına etkin bir şekilde entegre etmenin iki farklı şey olduğunu söyledi. Münferit son kullanıcılar olarak son teknolojileri uzun zamandır kullandığımızın altını çizen Güler, bunların henüz kurumsal hayatımıza girmediğini ve bir çok nedenden dolayı kurumlarda halen eski yazılım, donanım ve teknolojileri kullanmak zorunda kaldığımızı hatırlattı ve Google olarak kurum çalışanlarının çalışmalarına her yerden erişebilmelerine, hızlı bir şekilde işbirliği yapabilmelerine, gerçek zamanlı olarak iletişim kurabilmelerine ve kurumun tüm çalışanları ile etkin paylaşımlar yapabilmelerine odaklanan ürün ve hizmetleri sunmaya odaklandıklarını belirtti.
Panelin son konuşmacısı University of British Columbia Kanada’dan Doç. Dr. Hasan Çavuşoğlu ise bu dijital dönüşüm bazında Bilişim Riski ve Bilişim Yönetişimi konularına değindi. Kurumların bilişim riskleri, bilgi güvenliği ve bilişim sistemleri erişimi sorunları konusuna fazlasıyla iyimser olduğunu belirten Çavuşoğlu, bilişim ve iş dünyaları arasında bir boşluk olduğunu vurguladı ve dijital dönüşümün başarıyla gerçekleştirilmesi için mevcuttaki 'silo' yapısından uzaklaştırılmış bir strateji, yönetişim ve operasyon modelini içeren iş dönüşümüne ve dijital platform, dijital yetenekler ve bilişim sistemlerinin entegrasyonunu içeren teknoloji dönüşümüne odaklanılması gerektiğini belirtti.
Panel 2: Büyük Veri
Sempozyumun ikinci panel konuşması Büyük Veri (Big Data) üzerine yapıldı. Panelde ilk söz alan Hürriyet Gazetesi Satış ve Stratejik Planlamadan Sorumlu GMY ve YK Üyesi Özlem Kutluay, medyanın dönüşümü ve geleceği ile ilgili çeşitli öngörülere yer verdi ve yaşanan değişimin kendi sektöründeki Büyük Veri kullanımı konusunda hem tehditler hem de fırsatlar oluşturduğundan ve gelecekte Büyük Veri'nin belirli bir amaç için toplanılan daha küçük veri kümelerinden oluşan 'Küçük Veri' ile beslenerek daha çok anlam kazanacağını belirtti.
İkinci olarak söz alan Türk Telekom Bilgi Teknolojileri Direktörü Savaş Şahin, Büyük Veri'nin gün geçtikçe öneminin arttığını belirterek, müşteri ihtiyaçlarına odaklanan ürün ve servislerin sunulması, altyapı performansı, veri entegrasyonu ve güvenlik, yönetişim alanlarındaki faydalarına dikkat çekti. Türk Telekom'un geliştirdiği özel uygulama ve sistemler hakkında bilgi veren Şahin, geliştirdikleri konuma göre yoğunluk haritalarının gözlemlenmesi ilkesine dayanan ürünleriyle markaların ve firmaların daha etkin stratejiler geliştirebilmelerinin önünün açıldığını ifade etti.
Üçüncü olarak söz alan General Electric Digital Genel Müdürü Uygar Doyuran, sözlerine Dijital dönüşüm ve Endüstriyel İnternet'in artık bir seçenek değil bir kaçınılmazlık olduğunu söyleyerek başladı. Dijital dönüşümün temel olarak nesnelerin interneti, yazılım ile akıllanan makineler, büyük veri ve analitik uygulamalarla veriye dayalı aksiyon alma şeklinde her sektörde etkin olduğunu belirten Doyuran, aynı zamanda yeni iş modellerini beraberinde getirdiğini vurguladı. Bu anlamda GE’nin de Endüstriyel bir şirketten Dijital Endüstriyel bir şirkete dönüşmekte olduğunu anlattı.
Panelin bir sonraki konuşmacısı olan IBM Türkiye Genel Müdürü Defne Tozan, günümüzde üretilen verinin yüzde 80 ile 90'ının sistemler tarafından anlamlandırılamayan karanlık veri olduğunu ve bu veriyi doğru ve hızlı bir şekilde anlamlandıracak firmaların avantajlı olacağını söyledi. IBM olarak kullandıkları bilişsel sistemlerle veriyi hiç olmadığı kadar hızlı ve doğru bir şekilde analiz ettiklerini belirten Tozan, verinin yeni bir 'doğal kaynak' statüsünde işlem gördüğünü ve doğru araçlarla ham verinin iş için gerçek bir değer haline getirildiğini anlattı. Bu uygulamaların iş dünyasındaki her sektörü etkileyecek önemli bir değişim döneminin başlangıcını temsil ettiğini sözlerine ekledi.
Panelin son konuşmacısı olan IDC Türkiye Genel Müdürü Nevin Çizmeci de Türkiye'deki Büyük Veri inisiyatifleri ve kullanımı hakkında istatistiki bilgiler verdi. Türkiye'deki Büyük Veri kullanımı olgunluğunun Ortadoğu'ya göre yüksek fakat Asya Pasifik ülkelerine göre daha düşük olduğuna dikkat çeken Çizmeci, Büyük Veri inisiyatiflerinin çoğunlukla müşteri deneyimi ve ürün inovasyonu konuları üzerine eğildiğini ve firmaların rekabetçi farklılıklar oluşturacak büyük veri birikimlerinin yönetimini artık CDO (Chief Data Officer - Veri Genel Müdürü)'ların yapacağına dikkat çekti.
Panel 3: Sosyal Medya
Sempozyumun son panelinde ise katılımcılar Sosyal Medya’yı tartıştılar. Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Toker’in moderatörlüğünü yaptığı panelde, Denizbank’ta BT ve Destek Operasyonlardan Sorumlu GMY Dilek Duman, geleneksel medyada markalar oluşturdukları içeriklerle bireyleri yakalamaya odaklanırken, sosyal medyanın tamamen bildiğimiz ortamlardan farklı olduğunu belirtti. Sosyal medyada her bir bireyin kendi içeriğini oluşturduğunu, bireylerin buradaki varlık nedeninin kendi arkadaş, akraba ve selebritilerini izlemek olduğunu; böyle bir ortamda markaların var olmasının bilinen yöntemlerden farklı dinamikler gerektirdiğini söyledi.
Panelin bir diğer konuşmacısı olan Vadi Efe (Dekatlon) ise, iletişimin insanın doğasında olduğunu ve bunun temel parametrelerini değişmediğini ifade etti. İnsan iletişimi aynı olsa da, teknolojinin bu iletişimin yapıldığı kanalları çeşitlendirdiğini ve sürekli geliştirdiğini ifade eden Efe, yeni dönemin en önemli unsurunun multimedya olduğunu sözlerine ekledi. Artık insanların çok kolay bir şekilde video yaptığını ve çalışmalarını farklı platformlarda kolayca paylaştığını söyleyen Efe, yakın gelecekte multimedya teknolojilerinin daha da ileri bir noktaya geleceğini vurguladı.
Sosyal medyanın hukuksal boyutuna değinen Burçak Ünsal (Ünsal Gündüz Avukatlık Ortaklığı) ise, ifade özgürlüğü hakkı boyutuna dikkat çekti. Sosyal medya araçlarının insanların düşüncelerini ifade ettiği çok önemli bir kanal olduğunu vurgulayan Ünsal, hukuki olarak yapılması gereken düzenlemeler olduğunu da sözlerine ekledi.
ECIS 2016 Açılış Seramonisi Anahtar Konuşmacısı: Jim Hagemann Snabe
Üç gün süren ECIS 2016 Konferansı 13 Haziran 2016 Pazartesi günü, SAP’nin önceki dünya eşbaşkanı, şu anda, the A.P Møller Mærsk Group, Allianz SE, Siemens AG, SAP SE’nin bağımsız yöneticisi, Bang & Olufsen A/S’in asbaşkanı ve Dünya Ekonomi Forumunun kurucular kurulu üyesi Jim Hagemann Snabe’nin dijital dönüşüm ve hayatımızdaki etkileri konulularında yaptığı ilham verici konuşması ile başladı.
Snabe konuşmasında 3 önemli konunun altını çizdi: Olağanüstü bir çağda yaşıyoruz, teknoloji sınırlayıcı bir faktör değildir ve liderliğin en gerekli olduğu zamanlardayız.
Olağandışı diye bahsettiği günümüzü Formula1 yarışları analojisi üzerinden betimleyerek, Formula1 takımlarının her yarışta performanslarını artarak artırmaları gerektiğini fakat 2 sezon arasında tamamen farklı bir düşünüş şekliyle yola çıkmaları gerektiğini çünkü sezonlar arasında kuralların da değiştiğini ve buna uyum sağlanması gerektiğini vurguladı. Veri, network ve mobil teknolojilerdeki gelişmeler ve yapay zeka, robotbilim ve 3D baskı teknolojilerinin gelişmesi yeni sezonun kurallarını belirlemekle birlikte, bütün endüstrilerin de değişmesi ve kendilerini bu yönde tamamen dönüştürmeleri gerekliliğinin altını çizdi.
Snabe konuşmasındaki ikinci önemli noktayı şu şekilde açıkladı: Teknoloji riskler ve fırsatların açıklanması konusunda sınırlayıcı bir faktör değildir. En büyük risk mesleklerin kaybolmasıdır. Günümüzde yıkıcı teknolojiyle birlikte yalnızca mavi yaka çalışanlar değil artık beyaz yaka çalışanlar da işlerini kaybetmekle karşı karşıyadırlar. Çevresel olumsuz etki popülasyon, zenginlik ve teknolojinin kombinasyonu sonucu ortaya çıktığından bütün bu faktörlerdeki gelişmeler daha büyük ve olumsuz çevresel etkilere yol açmaktadırlar. Snabe, teknolojiyi kaynak optimizasyonu üzerine yoğunlaşarak formülün paydası haline getirebilirsek riskleri fırsatlara çevirebileceğimizi belirtti.
Snabe’nin son olarak vurguladığı nokta da geleceği şekillendirmek için liderliğe ihtiyacımızın olduğuydu. Dünya Ekonomi Forumu’ndaki son çalışmalar gösteriyor ki, mesleklerin %50’si önümüzdeki 10 yılda yok olacak ve başka mesleklerle yer değiştirecek. Bunun sonucu olarak şu an ilkokula başlayan çocuklar daha isimleri bile belli olmayan işler için yetiştirilmekte. Bu bakımdan liderlik ve iş hayatı ve araştırma dünyası arasındaki ortaklık gelecek nesillerin haklarının hazırlanması noktasında anahtar niteliğinde.
ECIS Konferansı hakkında bilgi için ziyaret ediniz: http://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/tarihte-ilk-kez-teknolojiyi-kullanarak-gelecegimizi-degistirme-...
Haber: Talat Karataş/Kurumsal İletişim Ofisi
İlker Akansel/Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü
