Dr. Senem Yıldız: "Mevcut çevrimiçi eğitimde pedagojik tasarım eksik"

“Corona Günlerinde Hayat Dersleri” serisinde uzaktan eğitim hakkında konuşan Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Senem Yıldız, salgınla birlikte üniversitelerde "Acil Uzaktan Eğitime" geçildiğini belirterek, Türkiye'de öğrencilerin önemli altyapı eksiklikleri olduğunu söyledi. Üniversitelerin Koronavirüs salgını nedeniyle yüz yüze eğitim içeriklerini acil olarak çevrimiçi ortama taşıdığını belirten Dr. Yıldız, “Ancak bu uyarlamada pedagojik tasarım eksikliği söz konusu. Bu nedenle şu anki online eğitimi, çevrimiçi uzaktan eğitim olarak tanımlayamayız” diye konuştu.

Dr. Senem Yıldız: "Mevcut çevrimiçi eğitimde pedagojik tasarım eksik"

Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Dekanlığı ile BU+ Etkinlikleri işbirliğiyle düzenlenen “Corona Günlerinde Hayat Dersleri” serisinin 9 Haziran konuğu, Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Senem Yıldız oldu. Dr. Yıldız, Koronavirüs salgınıyla birlikte, tüm eğitim düzeylerinde acil bir şekilde çevrimiçi eğitime geçmek zorunda kalındığını hatırlattı. Üniversitelerdeki çevrimiçi eğitimin, çevrimiçi uzaktan eğitim olarak tanımlanamayacağını dile getiren Dr. Yıldız, “Türkiye’de üniversite öğrencilerinin dikkat çeken bir kısmı altyapı sorunlarına sahip. Ayrıca büyük bir hızla ortaya konulan online derslerde, pedagojik tasarım eksikliği söz konusu. Bu tasarımların yapılması içinse zamana ihtiyaç var” dedi. Dr. Senem Yıldız’ın sunumundan satır başları şöyle:

“ACİL BİR ŞEKİLDE UYUM SAĞLAMAK ZORUNDA KALDIK”

Martta salgının ilerlemesiyle birlikte Türkiye’nin de aralarında olduğu 165 ülkede, 1.5 milyar çocuk ve gencin eğitim aldığı okullar kapandı. Bunun üzerine ülkelerde uzaktan eğitim olanakları gözden geçirildi. Türkiye'de ilk ve ortaöğretim düzeyinde Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Eğitim bilişim Ağı’nı (EBA) kullanarak, dersleri buraya taşıdı. Üniversitelerde ise bu uygulamalar değişiklik gösterdi. Olanaklara sahip vakıf üniversiteleri önde gelen çevrimiçi eğitim platformları ile anlaştı. Ancak Türkiye’deki tüm üniversiteler bunu yapamadı. Önemli sorunlar yaşayan yükseköğretim kurumları oldu.

“BU ÇEVRİMİÇİ UZAKTAN EĞİTİM DEĞİL”

Üniversitelerin neredeyse hepsinde olduğu gibi Boğaziçi’nde de uygulanan çevrimiçi eğitim, tam anlamıyla çevrimiçi uzaktan eğitim değil. Buna "Acil Uzaktan Eğitim" adı veriliyor. Türkiye'deki üniversitelerin neredeyse hepsinde görülen sistem bu. Ancak bu sistemde önemli problemler söz konusu. Öncelikle bu eğitimi alması gereken öğrencilerin bir kısmının altyapı eksiklikleri var. Araştırmalar her 10 üniversite öğrencisinden üçünün donanım problemine sahip olduğunu gösteriyor. Ayrıca yine 10 öğrenciden üçünün olduğu bölgede yeterli telekomünikasyon altyapısı yok. Kimileri, dersleri takip edecek alana sahip değil ya da bir cihazı birden çok kişi kullanmak zorunda kalabiliyor. Bu durum, Türkiye’de birçok gencin eğitim olanaklarından yeterince faydalanmasının önüne geçti. Ayrıca şu an uygulanan "Acil Uzaktan Eğitim"in, tam anlamıyla çevrimiçi uzaktan eğitim olabilmesi için, pedagojik tasarıma da ihtiyacı var. Bunun için de zamanınız olmalı.

“SÜREÇTEN DERSLER ÇIKARDIK”

Acil Uzaktan Eğitim, her ne kadar problemlere sahip olsa da bize birçok ders de verdi. Öncelikle öğrenci, öğretmen ve akademisyenler arasında dijital uçurumun farkında olarak, bir yol çizmemiz gerektiğini gördük. Donanım, altyapı ve bilgi eksiklikleri göz önüne alınmalı. İkincisi öğretim yöntemlerinin gözden geçirilerek, karma öğrenme yöntemlerinin buna göre tasarlanmasını gerektiğini daha iyi anladık. Üçüncüsü İse çevrimiçi eğitim konusunda kapsamlı öğretmen eğitimlerinin önemini fark ettik. Birçok öğretmen ve akademisyen, çevrimiçi eğitime uzak bir tavır sergiliyordu. Şimdi, Koronavirüs salgını ile beraber onlar da bu duruma uyum sağladı. Bu konuda eğitimcilerin eğitimlerinin tasarlanması ve uygulanmasında neler yapabileceğimize daha da fazla odaklanmamız gerekiyor.

Yayına ulaşmak için tıklayınız.