''Eğitimle birlikte öğrenme süreçleri de yeni ihtiyaçlar doğrultusunda değişiyor''
Boğaziçi Üniversitesi’nde 3-5 Haziran 2015 tarihleri arasında BÜYEM ev sahipliğinde gerçekleşecek 47. EUCEN Avrupa Üniversiteleri Sürekli Eğitim Ağı Konferansı ‘’Yükseköğrenim ile Mesleki Eğitim arasında Köprüler Kurmak: Eğitimde Çeşitlilik’’ başlığı altında gerçekleşecek. BÜYEM Müdürü Dr. Tamer Atabarut, Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nin aylık yayını Boğaziçi dergisinin Mayıs sayısında eğitimde çeşitlilik, yaşam boyu eğitim, yükseköğretim ile mesleki eğitimin birleştirilmesi gibi kavramları anlatıyor.
Avrupa Üniversiteleri Sürekli Eğitim Ağı ve Boğaziçi Üniversitesi'nin bu ağ içerisindeki yerinden bahseder misiniz?
Avrupa Üniversiteleri Sürekli Eğitim Ağı (EUCEN), 1991 yılında Belçika’da kurulmuş olan uluslararası, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. EUCEN 35 farklı ülkeden üniversite ve ulusal ağ olarak 183 üyesi bulunan Avrupa’nın en geniş kapsamlı üniversiteler yaşamboyu eğitim merkezleri birliğidir.
EUCEN Avrupa genelinde üniversiteler eliyle yaşam boyu eğitim faaliyetleriyle ilgili bilgi ve politikalarının gelişimini teşvik etmek ve yaygınlaştırılmasını sağlayarak öğrenme yöntemlerinde ilerleme sağlamayı hedeflemektedir. Bu yolla EUCEN hem topluma hem de kurumlara ekonomik ve kültürel anlamda önemli katkılar sağlanacağı görüşündedir.
Türkiye’den toplam 12 üniversitenin üye olduğu EUCEN’e Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi 2012 senesinde üye olmuştur. Üye olduktan bir sene sonra BÜYEM, EUCEN yürütme kurulu üyeliğine seçilmiş ve birlik içinde politikaların belirlendiği bu kurulun Türkiye içerisinden seçilmiş ilk merkezi olma ayrıcalığını kazanmıştır.
BÜYEM bu yıl 45.si düzenlenen EUCEN genel kuruluna ev sahipliğini yapacaktır. Toplantı 3-5 Haziran 2015 tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’te yapılacaktır.
"Eğitimde Çeşitlilik" kavramını nasıl tanımlarsınız? Bu bağlamda konferansın içeriği ne olacak?
Günümüzde çağın ihtiyaçları doğrultusunda öğrenme süreçleri değişmektedir. Hayatboyu öğrenme örgün, yaygın ve serbest öğrenme olarak her türlü eğitim ve öğretimi kapsamaktadır.
Eğitim türlerinde çeşitliliği yakalayabilmek için üniversiteler de yeni öğretim şekilleri uygulamaya başlamıştır; bunlar pedagojik gelişmeler (örn. Problem çözme, vaka incelemesi, tersine öğrenme) ve teknolojik gelişmeler (örn. E-öğrenme, uzaktan eğitim) olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca üniversiteler, yetişkin öğrencilerin geçmişteki eğitim ve deneyimlerini de dikkate almaktadır. Eğitimdeki gelişmelerin yanı sıra, bireysel yaklaşımlar ve öncelikler de değişmektedir. Bireyler, hem eğitim sistemi hem de eğitim formasyonları arasında geçişlerde daha esnek olunmasını istemektedir. Ayrıca araştırmalar göstermiştir ki, yetişkinler için yeni eğitim yöntemlerine veya öğrenmeyi kolaylaştıracak yöntemlere ihtiyaç vardır.
Yaşamboyu eğitim bu öğrenme türlerini nasıl hayata geçirmektedir? Eğitim kurumları bunlara nasıl yanıt verebilir?
Yaşamboyu eğitim felsefe olarak katılımcıların yaşlarından bağımsız öğretime odaklanan bir yapıda ve disiplinler arası geçişlerin sağlanabildiği programları içeren toplumun ilgi alanlarını da dikkate alarak planlan ve kurgulanan bir kurumdur. Bu yapı içerisinde yaşamboyu eğitim hizmeti veren kurumlar sadece bireylere değil, ihtiyacı olan özel ve kamu kurum ve kuruluşlarına da hitap etmektedirler. Mevcut eğitim kurumları kanımızca orta vadede var olan yapılarını yukarıda ifade etmeye çalıştığımız özellikleri ihtiva edecek yaşamboyu öğrenim felsefesine uygun hale dönüştürmek zorunda kalacaklardır. Aksi halde modern toplumun ve bağlı birey ve kurumların talep ve isteklerine cevap vermede yetersiz kalacaklarıdır.
Eğitimde mesleki eğitim ile yükseköğretimin birleştirilmesinin ele alınacağı konferansa kimler katılacak ve etkileri neler olacak?
Yükseköğrenim alanında mesleki eğitim bağlamında dünyada yaşanan son gelişmelerin irdeleneceği, yeni yöntem ve eylemlerin tartışılacağı üç gün süreli bu konferans ülkemizin yükseköğrenim alanında Avrupa Birliği ülkeleri üniversiteleri ve bağlı kurumlar nezdinde ülkemizin yükseköğrenim standartlarının tanıtılması ve paylaşımı ve mesleki eğitim çalışmalarının ve çeşitliliğinin uluslararası toplum tarafından bilinirliğinin artırılması için önemli ve büyük bir fırsat yaratmaktadır. 47. Avrupa Sürekli Eğitim Ağı Genel Kurulu ve Konferansı ilk defa ülkemizde düzenlenecektir. AB Konseyi, AB Türkiye Delegasyonu, Avrupa Mesleki ve Teknik Eğitim Birliği, ABD’den Harvard, Michigan ve Indiana Üniversiteleri ile değişik Avrupa ülkeleri üniversitelerinden geniş çaplı katılım beklenmektedir. 47. Avrupa Üniversiteleri Sürekli Eğitim Ağı Genel Kurulu ve Konferansı ülkemizin karar vericiler ve entelektüel seviyede bilinirliğini artıracaktır.
Konferans süresince ve konferans sonrasında katılımcılar tarafından küresel bağlamda yapılacak sosyal paylaşımlar ile etkinlikler ve sonuçları 30’a yakın ülkeden katılanlarla dünya çapında geniş kitleler ile paylaşılmış olacaktır. Ayrıca karar vericiler ve akademik dünyadan katılımcılar olumlu deneyimlerini öğrencileri, meslektaşları, gazeteciler gibi değişik paydaşlarla paylaşması ile ülkemizin tanıtımı için çarpan etkisi yaratacaktır.
Bunun toplumun hem ekonomik hem de sosyal kalkınmasına ne gibi katkılar sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Konferansın ana teması olan mesleki eğitim ile yükseköğretimin birleştirilmesi konusu aslında tüm toplumların ortak problemlerinden bir tanesi. Gelişmiş toplumlar incelendiğinde mesleki eğitim, kariyer yönlendirme, toplumun ihtiyacı olan alanlarda kalifiye eleman istihdam edilmesini sağlayacak eğitim politikalarını daha aktif ve planlı bir şekilde yürüttükleri ancak bu planlama konusunda henüz istenilen noktalara ulaşamadıkları yapılan iç değerlendirmelerinde vurgulanmaktadır. Keza ülkemiz açısından değerlendirildiğinde kırsal kesimde yerleşik olan nüfusun zaman içerisinde tarımsal faaliyetlerden elde ettikleri gelirlerin oldukça azalmasının bir sonucu olarak kentlere doğru nüfus hareketlerinin yoğunlaştığını ve buna bağlı olarak da kentlerde yaşayan insanların istihdamının da bu paralelde arttığını gözlemliyoruz. Bu ihtiyaçlara bağlı olarak da ülkemizde mesleki eğitim denildiğinde ilk akla gelen kurumlar olan üniversitelerin yaygınlaşması kaçınılmaz bir sonuç olmuştur. Türkiye şu anda mevcut her ilinde en az bir üniversiteye sahip bir ülkedir. Peki, bu işsizlik sorununa veya istihdamın kalifiye elemanlar ile sağlanmasına veya toplumun ihtiyacına yönelik iş alanlarında yetişmiş işgücünün sağlanmasına olanak vermiş midir?
Sanırım hepimizin ortak cevabı belli. İşte yukarıda da işaret etmeye çalıştığımız defakto bir durum ile karşı karşıya kalmaktayız. Salt eğitim kurumu açmak ve herkesi bir alanda meslek sahibi yapacak kurumların olması da yetmemektedir. Bu alanda en önemli konu gelecek planlamasına bağlıdır. Toplumun 5-10-20 yıllık planlarda gelişimine paralel öne çıkacak, ihtiyaç duyulacak alanlarda kalifiye eleman yetiştirmek önemlidir. Bu planlamaya bağlı mesleki alanlara ve eğitim programlarına (beceri kazandırma, uzmanlık gibi) ağırlık verilmesi toplumun en önemli sorunlarından olan genç işsizliğinin önlenmesi için atılacak çok önemli bir adım olacaktır.
Söyleşi : Yasemin Dut/ Boğaziçi Dergisi
