“Kurumsal özerklik ve akademik özgürlük, bir üniversitenin vazgeçilmez değerleridir”
Geçtiğimiz ay, Risk Altındaki Akademisyenler Konseyi CARA, İstanbul İsveç Araştırma Enstitüsü ve Norveç Büyükelçiliği’nin işbirliği ile Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen "Suriye’nin Entelektüel Sermayesinin Ayakta Tutulması: Değişimin Aktörleri Olarak Akademisyenler" konulu yuvarlak masa toplantısının son gününde düzenlenen yemeğin Onur Konuğu Boğaziçi Üniversitesi eski rektörlerinden ve Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi Prof. Dr. Üstün Ergüder’di. Ergüder, Suriyeli akademisyenler için düzenlenen iftar yemeğinde yaptığı konuşmada kurumsal özerklik ve akademik özgürlüğün üniversitelerin faaliyetlerini sürdürebilmesi için vazgeçilmez değerler olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Üstün Ergüder, konuşmasında Peter Scott’ın yazdığı The Globalization of Higher Education kitabından alıntı yaparak, 13. Yüzyıldan 20. yüzyıla dek dünya üzerinde 1854 üniversitenin kurulduğunu, bunların yüzde 75’inin 1900 senesinden sonra, 1000’den fazlasının ise 1950 ve 1985 arasında kurulduğunun tahmin edildiğini belirtti.
Günümüzde üniversite sayısının dünya genelinde 18 bine ulaştığını kaydeden Ergüder, dünya genelinde bu denli fazla sayıda üniversitenin olmasının “üniversite” tanımını doğru bir şekilde yapmayı daha da önemli hale getirdiğinin altını çizdi. Ergüder, bu çerçevede The Uses of University kitabının yazarı Clark Kerr’in gözlemlerinin çok yerinde olduğunu ifade ederek Kerr’in de belirttiği gibi, 1520’den beri Batı’da ortaya çıkan ve 70 üniversitenin de dahil olduğu enstitüler halen daha varlığını sürdürdüğünü; kralların, feodal beylerin ve loncaların ortadan kaybolduğunu ancak bu eğitim kurumlarının yüzyıllardır aynı bölgelerde ve binalarda faaliyetlerine devam ettiğini ifade etti. Ergüder konuşmasında kurumsal özerklik ve akademik özgürlüğün üniversitelerin faaliyetlerini sürdürebilmesi için vazgeçilmez değerler olduğunu vurguladı.
Batı’da faaliyet gösteren 70 eğitim kurumunun varlığını halen daha devam ettirmesinin en önemli sebebinin tarihsel bir şekilde sahip olduklarını bilgeliğin ve etik değerlerin birikimi olduğunu söyleyen Ergüder, bu kurumların sahip olduğu tecrübelerin günümüzdeki üniversitelere de ışık olması gerektiğinin altını çizdi.
Tarihsel olarak bakıldığında üniversitelerin ve akademik yaşamın bir çok sıkıntılı süreçlerden geçtiğini de belirten Ergüder, günümüzde bu sıkıntıların daha kompleks bir şekilde yaşandığını ifade etti. Bilim insanlarının temel işlevi olan özgür düşünce ve bilimsel çalışmaların ifade edilmesine yönelik olan tehditlerin, özgür düşüncenin en çok vurgulandığı günümüzde artmış olmasının ilginç bir nokta olduğunu da belirten Ergüder, bu tehditlerden özellikle dört tanesinin üzerinde düşünmeye değer olduğunu ifade etti. Bu dört tehdidi, otoriter yönetimlerin artışıyla beraber hükümetlerin üniversiteler üzerindeki baskıları artırması, terörist örgütlerin artması ve farklı düşüncelere olan saygının azalması, kimlik ve dini grupların baskıları ile iç savaşların artması şeklinde sıralayan Prof. Dr. Ergüder, bu tehditlerin günümüzde akademisyenlerin yaşamlarını risk altında bıraktığının altını çizdi.
Tüm bu sorunlara rağmen, üniversitelerin öğrenciler için öğrenme, akademisyenler için özgür düşünme ve bilim yapma ortamı olduğunu belirten Üstün Ergüder, bu anlamda CARA (The Council for At-Risk Academics)’nın çalışmalarının takdire şayan olduğunu ifade etti. 1933 yılında kurulan CARA’nın tehdit altındaki akademisyenler için önemli işler yaptığını kaydeden Ergüder, Suriyeli akademisyenler için yapılan toplantıların ve gerçekleştirilen çalışmaların yüksek eğitim tarihine geçeceğine inandığını belirterek konuşmasını sonlandırdı.
