Prof. Dr. Saba Mahmood’dan Ortadoğu’da azınlık olmak…
Boğaziçi Üniversitesi, dünyanın önde gelen akademisyenlerini konuk ettiği Boğaziçi Lectures’ın 2015-2016 akademik yılı kapsamındaki ilk etkinliğinde University of California-Berkeley’den, din, sekülerizm ve toplumsal cinsiyet alanının en önemli düşünür ve araştırmacılarından Antropolog Prof. Saba Mahmood’u ağırladı.
Prof. Saba Mahmood, Boğaziçi Lectures’da verdiği konuşmada Ortadoğu’daki dini azınlıklar ve azınlık haklarını tarihsel perspektiften ele aldı. Yüzyıllardır dini çeşitliliklerin Ortadoğu’yu zenginleştirmiş olmasına rağmen günümüzde bu zenginliğin artık ciddi bir düşüşte olduğunu belirten Saba Mahmood, ABD’nin Ortadoğu’ya olan müdahalelerinin Ortadoğulu azınlıkların durumunu da iyiden iyide kördüğüme çevirdiğini ifade etti.
Boğaziçi Lectures 2015-2016 Akademik Yılı’nın ilk etkinliğinde Prof. Dr. Saba Mahmood’un “Azınlık Hakları, Jeopolitik ve Seküler Yönetim’’ başlıklı konuşmasına ev sahipliği yaptı. 2013 yılından bu yana her dönem dünyanın önemli akademisyenlerden birini Boğaziçi Lectures kapsamında konuşmacı olarak ağırlayan Boğaziçi Üniversitesi, 19 Ekim 2015 Pazartesi günü ünlü düşünür ve akademisyen Prof. Saba Mahmood’u konuk etti.
Boğaziçi Lectures’ın açılış konuşmasını yapan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, konuşmasına Hanna Arendt’den alıntı yaparak başladı: ‘’Çoğulculuk bir insanlık hareketidir çünkü aslında hepimiz aynıyız’’. Barbarosoğlu’nun, siyaset, özgürlük ve barış kavramlarının birbirleriyle yakın bir ilişki içinde olduğunu; şiddetin ise iletişim zeminini imha eden, karşılıklı anlayışı yok eden niteliğe sahip olduğunu vurguladığı konuşmasının ardından Doç. Dr. Emine Fişek söz alarak Prof. Saba Mahmood’u dinleyicilere takdim etti.
Siyasi sekülerizmin paradoksları
Saba Mahmood, “Azınlık Hakları, Jeopolitik ve Seküler Yönetim” temalı konuşmasında ağırlıklı olarak modern sekülerizmin din ile ilişkisindeki çelişkilere dikkat çekti. Siyasi seküler yönetimlerin temelde iki paradoksu olduğunu belirten Mahmood, seküler devlet anlayışının dini açıdan tarafsızlık iddiasında bulunmasına rağmen dini hayatı yönetmeye çalıştığına ve dini farklılıkları eşitlemek yerine dinlerarası eşitsizlikleri kuvvetlendirdiğine dikkat çekti.
Mahmood, devletin dini hayatı şekillendirmeye çalışmasının çelişkili bir durum olduğunu ifade ederek bu kapsamda Fransa’da başörtüsü yasağı örneğinde olduğu gibi bu tür dini yasakların bireysel özgürlükler ve devletin laikliği gibi bağlamlar açısından çelişkiler yarattığını vurguladı.
Konuşmasında Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma süreciyle birlikte yaşanan azınlıklar meselesine de değinen Mahmood, Osmanlı’nın yıkılışında Avrupa güçlerinin azınlık hakları ve dini alandaki söylemlerinin etkili rol oynadığını belirtti.
Konuşmasının son bölümünü ise dini azınlık kavramı çerçevesinde, Mısır’daki Kıpti Hristiyan azınlığın dini kimlik- vatandaşlık bağı bağlamında yaşadığı sorunlara ayıran Mahmood, Kıptilerin kendilerini Nasır döneminden başlayarak ikinci sınıf vatandaş olarak görmeye başladığına; bu dönemden itibaren Kıptiler için dini aidiyetin vatandaşlık aidiyetinin önüne geçtiğine dikkat çekerek Ortadoğu’daki azınlık kavramının jeopolitik eşitsizlik ile içiçe geçmiş olduğunu hatırlattı.
Sosyal ve kültürel antropoloji alanının dünyada önde gelen düşünürlerinden biri olarak kabul edilen Saba Mahmood, araştırmalarında din, sekülerlik, hukuk ve siyaset ilişkisi, İslamiyet, Ortadoğu ve Avrupa üzerine yoğunlaşıyor. Mahmood, bu konulardaki çalışmalarıyla din ve seküler siyaset ilişkisini kolonileşme sonrası toplumları ele alarak, kültürel yorumlama, hukuk ve toplumsal cinsiyet/cinsellik üzerinden inceliyor. Saba Mahmood araştırmalarında etik ve siyaset, özgürlük ve tutsaklık, din ve sekülerlik, faillik ve teslimiyet kavramlarının altında yatan liberal varsayımları sorguluyor.
