Türkçe, Avrupa Konseyi’nin Resmi Çalışma Dilleri Arasına Girdi

Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nün düzenlediği “Avrupa Konseyi’nde Çalışma Dili Olarak Türkçe” isimli seminer 1 Nisan Cuma günü gerçekleştirildi. Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcı Prof. Dr. Ali Tekcan’ın açılış konuşmasını yaptığı seminere, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gün Kut ve Avrupa Konseyi Baştercümanı Sally Bailey konuşmacı olarak katıldı.

Türkçe, Avrupa Konseyi'nin Resmi Çalışma Dilleri Arasına Girdi

Türkçe’nin Ocak 2016'dan itibaren Avrupa Konseyi’nde (Council of Europe) resmi çalışma dili olmasının etkilerinin ele alındığı seminerde katılımcılar Türkiye’nin kurucu üyeler arasında yer aldığı Avrupa Konseyi ile uzun yıllardır geliştirilen diplomatik ilişkilerin bu kararın alınmasındaki etkisine vurgu yaptı.

Prof. Dr. Ali Tekcan açılış konuşmasına etkinliğin ev sahipliğini yapan Çeviribilim Bölümü’nün Avrupa Birliği Mükemmeliyet Merkezi olması ve Avrupa Konferans Çevirmenliği Yüksek Lisans Programları Birliği'ne (European Masters in Conference Interpreting-EMCI) kabul edilmiş olmasına değinerek başladı.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi ile derin bağları olduğunu vurgulayan Ali Tekcan, Türkçe’nin siyasete ve uluslararası ilişkilere katkıda bulunabileceğini ve bu sayede konseyle Türkiye’nin ilişkilerinin de daha ileri bir seviyeye çıkabileceğini söyledi.

Doç. Dr. Gün Kut ise, uluslararası meseleler hakkında konuşurken dilin çok önemli bir rol oynadığını, dolayısıyla çevirinin rolünün büyük olduğunu söyleyerek sözlerine başladı. Siyaset bilimci olarak uzun yıllardır uluslararası enstitüler hakkında çalışmalar yürüttüğünü sözlerine ekleyen Gün Kut, Türkçe’nin Avrupa Konseyi’nde resmi çalışma dili olarak kabul edilmesinden ötürü gurur duyduğunu da belirtti.

Türkçe’nin resmi dil olarak kabulünün tarihi geçmişi

Avrupa Konseyi’nin tarihinden bahseden Gün Kut, Türkiye’nin konseyin kurucu 12 üyesinden birisi olduğunu söyledi. Türkiye’yi 1949 yılında kurulan Avrupa Konseyi’nin mihenk taşlarından birisi olarak tanımlayan Kut, konseyin Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde çok etkili bir rol oynadığını ifade etti. Avrupa Konseyi’nin kuruluş aşamasındaki politik durumun iyi bilinmesi halinde, konseyin kuruluş amacının ve politikalarının daha iyi anlaşılabileceğini ifade eden Gün Kut, 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde Avrupa’da ya da Avrupa merkezli yeni bir savaşın engellenmesinin Avrupa ülkelerinin en temel amacı olduğunu sözlerine ekledi.

Bu güne kadar herhangi bir Avrupa merkezli çatışmanın yaşanmamış olmasında konseyin de etkisinin olabileceğinin altını çizen Kut, özellikle 1993 sonrası dönemin Türkiye ve Avrupa konseyi arasındaki ilişkilerde farklı bir noktaya evrildiğini de söyledi. Soğuk Savaş’ın bitimiyle beraber, Doğu Avrupa’da bağımsızlıklarını kazanan ülkelerin Avrupa Konseyi’ne üyelik için başvurularda bulunduğunu ve konseyin bu ülkelerin uluslararası sisteme entegrasyonunda önemli bir rol oynadığını belirtti. Türkiye’nin bütün bu süreçlerde Avrupa Konseyi’nin merkezinde yer alan ülkelerden birisi olduğunu ifade eden Gün Kut, Türkçe’nin konsey tarafında resmi dil olarak kabul edilmesinin bu tarihi geçmişle yakında ilgili olduğunu da sözlerine ekledi.

Soru-cevap kısmında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olup olamayacağı yönündeki soruya, AB’nin üyelik başvurusu yapan bazı ülkeleri reddettiğini ancak Türkiye’ye hayır demediğini hatırlatan Kut, kısa vadede üyeliğin gerçekleşmeyebileceğini belirtti. Mevcut durumda özellikle İngiltere’nin Türkiye’nin AB’ye girişine sıcak baktığını ancak Almanya ve Fransa gibi ülkelerin Türkiye’nin üyeliğine olumsuz yaklaştığını belirten Kut, böyle bir durumda AB üyeliğinin kısa vadede zor olduğunu söyledi.

Konseyin bütçesine Türkiye’nin katkısı etkili oldu

Seminerin bir diğer konuşmacısı olan Avrupa Konseyi Baştercümanı Sally Bailey ise Avrupa Konseyi’nde resmi çalışma dili olarak kabul edilmenin anlamından bahsetti. Türkiye’nin Almanya, İtalya ve Rusya ile birlikte konseyin bütçesine en fazla katkı sağlayan ülkeler arasında olduğunu ve bu durumun da Türkçe’nin Avrupa Konseyi’nin resmi dillerinden birisi olmasını sağladığını söyledi. Temsilcilerin kendi dillerinde açıklama yapmaları halinde daha etkili olduklarını belirten Bailey, Türkçe’nin resmi çalışma dillerinden birisi olmasıyla Türk temsilcilerin de artık kendi dillerinde açıklama yapabileceklerini kaydetti.

Haber: Talat Karataş/Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraf: Kenan Özcan