Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi, Yörüklerin çaput ve kilimleriyle dünya markası olma yolunda!

Bir tv haberinde Balıkesir’in bir köyünde yaşayan dokuma ustası Faize Teyze’nin hikâyesini izledi ve deyim yerindeyse hayatı değişti! Unutulmaya yüz tutmuş bir meslek olan çaput-kilim dokumacılığından Chapputz markasını yaratan ve kullanılmayan kıyafetlerin geri dönüşümünü sağlayan Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Yasin Sert’in yeni hedefi markasını yurt dışına taşımak.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi, Yörüklerin çaput ve kilimleriyle dünya markası olma yolunda!

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 3. sınıfta okuyan Yasin Sert, geri dönüşümle ilgili uzun zamandır bir şeyler yapmak istediğini belirtiyor. Anadolu’nun kadim zanaatlarından çaput-kilim dokumacılığını, yerel üreticiler elinden çıkmış ürünlerle yeniden kullanıma sokan Yasin Sert ile projesinin gelişim süreçlerini ve gelecek planlarını konuştuk.

Kendinden biraz bahseder misin?

Yasin Sert: Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Balıkesirliyim.

Chapputz projesi fikri nasıl ortaya çıktı?

Üniversiteye başladığım zaman farklı ve faydalı bir şeyler yapmak istiyordum. Aynı zamanda geri dönüşümü çok önemsiyordum. Bu yüzden yapacağım şeyin geri dönüşümle alakalı olabileceğini düşündüm. Ben bunları düşünürken evde kullanmadığım bir sürü kıyafetimin olduğunu fark ettim. Bu kıyafetleri ne yapmalıyım diye arkadaşlarıma sorduğumda, bir vakfa ya da belediyeye vermemi söylüyorlardı. Ancak aynı zamanda bazı kuruluşların bu kıyafetleri yerine ulaştırmadığını okuyordum haberlerden. Ayrıca eski kıyafetlerin hepsi de kullanıma uygun olamayabiliyor. Ki zaten bu bir geri dönüşüm mantığıyla da gerçekleşmiyor. Burada bireysel anlamda kullanmadığımız kıyafetlerin geri dönüşümünü sağlayacak bir yol bulamadım. Bu eksiklik beni rahatsız ediyordu.

Sonra Balıkesir’e gittiğimde yerel bir televizyonda bir belgesele rastladım. Artık klişeleşmiş olan, “unutulmaya yüz tutmuş meslekler” adı altında bir program vardı ve ben orada Faize Teyze’nin röportajını gördüm. Faize Teyze çaput-kilim dokumacılığını anlatıyordu orada ben de bu şekilde bu mesleği öğrenmiş oldum. Tam da aradığım şeyi bulmuş oldum. Benim aklımda olan, kullanmadığım kıyafetlerin geri dönüşümünü sağlayabileceğim projeyi, çaput-kilim dokumacılığıyla birleştirebileceğimi düşündüm. Bu şekilde proje ortaya çıkmış oldu.

Çaput-kilim dokumacılığı nedir?

Genelde Ege ve Marmara bölgelerinde görünen, Yörüklerin daha çok yaptığı, çok emek gerektirdiği için günümüzde de yok olmaya yüz tutmuş olan bir meslek. Temelde kullanılmayan kıyafetlerin şeritler halinde kesilip, köydeki kadınlar tarafından tezgâhlarda dokunduğu ve sonrasında da kilim haline getirilip satışının yapıldığı ya da kendileri tarafından kullanıldığı bir meslek. Eskiden maddi yokluk zamanlarında insanlar kilim almak için para harcamıyorlar ve bu şekilde kullanmadıkları kıyafetler üzerinden kilim ihtiyaçlarını giderebiliyorlar. Zaman içinde insanların ekonomik durumu düzelince ve bu meslek de emek istediği için bu kültür yok olmaya yüz tutuyor. Artık köylerde de, çok acı bir şekilde, fakirlik sembolü olarak gözükmeye başlıyor ve bunun çevre üzerindeki olumlu etkisi de bilinmiyor. Diğer taraftan da şehirdeki insanın çevre bilinci var ama insanların böyle bir meslekten haberi yok. Benim projem sayesinde köy ve şehir arasında bu şekilde bir köprü kurulabildi.

Bu mesleği geçmişini biliyor musun?

Faize Teyze’den öğrendiğim kadarıyla, onun kullandığı tezgâh ondan daha büyük. Ona da büyük ihtimalle ninesinden kalmıştır. Kabaca 200 yıllık bir tarihten bahsedebiliriz. Köyde bu işi yapan çok az insan kalmış, onlar arasında da en fazla yapan Faize Teyze zaten.

O tezgâh sadece çaput-kilim dokumacılığında mı kullanılıyor, yoksa başka işler de yapılabiliyor mu?

Tabii o tezgâh da farklı ürünler de yapılabiliyor. O makinede kıyafetleri ip gibi dokuduğunuzda çaput-kilim ortaya çıkıyor. İp yerine kıyafetleri kullanıyorsunuz yani.

Faize Hanım’la ne zaman tanıştınız?

İki seneden fazla bir süre oldu. Ben Faize Teyze’nin röportajını gördükten sonra ismini alıp köyüne gittim. Orada tanıştık kendisiyle. Çok tatlı bir insan kendisi. Eşi Enver Amca ile birlikte beni çok iyi karşıladılar. Orada bana nasıl dokuduğunu anlattı. Temel bazı sıkıntıları vardı. Benim projemde o sıkıntılara çözüm olmuş oldu. Öncelikle sadece kilim dokunuyor olması bir sıkıntıydı. Günümüzde artık insanlar kilim almıyor. İkinci olarak da Faize Teyze’nin sadece köyde kalıyor olması bir sıkıntıydı. Köydeki insanlar da bunun değerini bilmediği için, onun yaptıkları köye hapsoluyordu. Biz bu projeye başlayınca bu iki sorun da ortadan kalkmış oldu. Bu sorunların çözümü de bizim projenin köşe taşlarını oluşturdu.

Kullanılmamış kıyafetleri nereden temin ediyordunuz?

Ben kendi arkadaş çevremden topluyorum kıyafetleri. Köydeki teyzeler kendi kıyafetlerini veriyorlar. Şuan bu şekilde ilerliyor. Ama ilerde belli yerlere kumbaralar kurmayı düşünüyorum. O kumbaralarla teyzeleri eşleştirip, proje içinde proje doğurma gibi bir planımız da var.

Faize Hanım’dan başka çalıştığın kimse var mı?

Projem duyulunca teyzeler de çoğaldı. Mersin’den ve Samsun’dan üreticilerle çalışmaya başladık. Şöyle bir durum gelişti. Torunu haberi görüyor ve ninesinin fotoğrafını paylaşıyor. ‘’Sizin projenize dahil olabilir mi’’ diye soruyor. Birçok mesaj geldi ve onlarla irtibat halindeyiz şuan. Mersin’den zaten kilim almaya başladık. Dolayısıyla çaput-kilim dokumacılığı yapan teyze ağı da genişliyor.

Kaç teyze oldu peki?

Şuan dört üretici ile irtibattayım.

Kendin yapıyor musun peki bu işi?

Başlarda dikimini ben yapıyordum. Sonra dikimi bir atölye ile anlaşıp onlara bıraktım. Şu an sadece projenin koordinasyonu ile ilgileniyorum.

Nasıl bir süreç gerçekleşiyor projede?

Köylerden kilimler top halinde dokunmuş olarak geliyor. İstanbul’da da atölyede de dikimleri yapılıyor.

Ama bir dönem sen de dikiş yaptın. Dikişle aran her zaman iyi miydi?

Küçükken kendi oyuncaklarımı dikmeyi severdim. Dikişle her zaman bir alakam olmuştur. Kendi söküğümü her zaman kendim dikerim. Eskiden de evdeki dikiş makinesiyle biraz dikiş yapmışlığım var.

Chapputz markasında hangi ürünler bulunuyor?

Portföy çanta, ipad kılıfı, yastık, sırt çantası, heybe ve kilim bulunuyor.

Satışı nasıl yapıyorsunuz?

Anlaştığımız belli noktalar var. Oralarda yapıyoruz. Ayrıca online satış da yapıyoruz.

İnsanlar senin yaptığın işi çok beğeniyor. Özellikle sosyal medyada çok olumlu tepkiler gördüm. Sen bu ilgiyi kendi üzerinde hissettin mi?

Kesinlikle oldu. Haberin yayılması çok hızlı gerçekleşti. Benimle yapılan röportajı belki arkadaşlarıma gönderirim, ondan sonra da mesele kapanır diye düşünüyordum. Ama haber farklı mecralarda yayınlanınca insanlar da daha fazla ilgi gösterdiler. Çok olumlu tepkiler aldığım doğrudur. Mesela DHL Türkiye İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nde özel ödülü bana verdiler. Bunun dışında yurt içinden ve yurt dışından markanın ismini satın alma teklifleri ya da yatırım teklifleri gelmeye başladı. Tabii böyle bir ilgi olunca benim de yaptığım işe olan inancım daha fazla artıyor.

Hayatında öncesi ve sonrası gibi bir durum söz konusu oldu mu?

Ben iki yıldan fazla bir süredir bu işle uğraşıyorum. O zamandan beri kilimle yatıp kilimle kalkıyorum. Hatta ben bu dönem sekiz ders aldım, amacım işi biraz arka plana alıp derslerimi vermekti. Ama projem duyulunca derslerim ister istemez etkilendi. Artık hayatımı tamamen bu işe adamak zorunda kaldım.

Ayrıca çok kilo verdim. 70 kilo civarındaydım, şuan 60’a düştü kilom. Kendinizi yıpratmanız kaçınılmaz oluyor.

Peki, okurken iş sahibi olmak, kendi işini kurmak nasıl bir duygu?

Eğer ortalama kaygıları yoksa kesinlikle tavsiye ederim. Bir projeye başlamak demek, hayatınız boyunca başka bir şeyle uğraşmayacağınız anlamına gelmez. Hayat boyu başarılı olabilmek için birçok şeyle uğraşıp, belki bazen de başarısız olmak gerekebilir. Bütün bunları göze almak gerekiyor. Böyle düşününce ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi olacaktır. Ayrıca öğrenciyken böyle projelere adım atmak birçok konuda kolaylık yaşamanızı da sağlayabiliyor.

Buradan sonra ne yapmayı planlıyorsun?

Asıl hedefim bu işi yurt dışına taşımak. Chapputz'u yurt dışına taşıyıp, herkese Türkiye’den de geri dönüşüm konusunda iyi bir projenin çıkabileceğini göstermek istiyorum.

Söyleşi: Talat Karataş/Kurumsal İletişim Ofisi