Boğaziçi Üniversitesi’nde Yeni Siyasi, Ekonomik ve Ekolojik Hareketler Tartışıldı
Boğaziçi Üniversitesi, ENTITLE- Avrupa Birliği Marie Curie Fellowship Projesi kapsamında düzenlenen Yaz Okulu çerçevesinde üç ayrı seminere ev sahipliği yaptı.
Yaz Okulu kapsamında düzenlenen ilk seminer “Rojava Experience with Radical Democracy” 16 Haziran günü gerçekleşti. İbrahim Bodur Oditoryumu'nda gerçekleşen seminere Rojava Demokratik Toplum Hareketi Eş Başkanı Abdusalam Ahmad ve Rojava Demokratik Toplum Hareketi Diplomatik Temsilcisi Armela Haj Kasem konuşmacı olarak katıldı. Konuşmanın moderasyonunuysa Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Abbas Vali yaptı.
Çevre Hareketinde Sivil İnsiyatifler Çoğaldı
“Türkiye Çevre Hareketleri ve Demokrasi” semineri ise 18 Haziran’da yapıldı. Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Kerem Saysel moderatörlüğünde gerçekleşen programa, Bir Yaşam Derneği’nden Cemil Aksu, Yeşil Gerze Hareketi’nden Şengün Şahin, Araştırmacı Bengi Akbulut ve ÇEHAV/Ekoloji Kolektifi’nden Emre Baturay Altınok konuşmacı olarak katıldılar.
Program Cemil Aksu’nun Hopa’da HES projelerine, Şengül Şahin’in ise Gerze’de termik santral projesine karşı sivil harekat süreçleri hakkında verdikleri bilgilerle başladı. Cemil Aksu, Karadeniz’de başlayan çevre direnişlerinin HES projeleri ile arttığına fakat bu sürecin başlangıcının “Karadeniz Sahil Yolu” projesi olduğuna değindi. Sosyal medyanın HES karşıtı mücadelede insanları ikna etme konusunda ciddi anlamda faydası olduğundan bahseden Aksu Karadeniz’de yaylaları birleştirmek üzere turizm amaçlı “Yeşil Yol” projesinin gündeme geldiğini belirtti ve bu projenin Karadeniz ormanlarını yok edeceğine dikkat çekti.
Seminerde söz alan ÇEHAV/Ekoloji Kolektifi’nden Emre Baturay Altınok ise alınan kararlar ile hukukun tek başına yeterli olmayacağının, sivil alanda verilen mücadele ile kazanılacağının altını çizdi. Altınok Gerze’de termik santral projesinin durdurulması sürecini örnek gösterdi.
Konuşmacılar Bengi Akbulut ve Emre Baturay Altınok, seminerde Türkiye’de son yıllarda dikkat çeken sivil çevre direnişlerine değinerek bu hareketlerin çıkış noktasının ‘’80’li yıllardan bu yana sürmekte olan enerji, ulaşım ve konut sektörlerinde vahşi kalkınmacılık’’ olduğu görüşünü dile getirdiler.
Ekonomiye Yeni Bir Bakış: “Degrowth”
Son olarak 19 Haziran günü “Degrowth: Vocabulary for a New Era” semineri Albert Long Hall’de gerçekleşti. Bu seminere Degrowth: Vocabulary for a New Era kitabının editörlerinden Barselona Üniversitesi Çevre Bilimleri ve Teknolojisi Bölümü’nden Giorgos Kallis, Hindistan’dan Ekonomik Büyüme Enstitüsü’nden Amita Baviskar ve Hindistan’daki Kalpavriksh adlı çevre hareketinin aktivistlerinden Ashish Kothari konuşmacı olarak katıldı.
Seminerde ilk olarak Giorgos Kallis söz aldı. Kitabın tanıtımını yaptıktan sonra Kallis “degrowth” kavramının ne olduğundan, hangi ihtiyaçtan dolayı böyle bir kavrama ihtiyaç duyduklarından ve bu kavramın olası sonuçlarından bahsetti. Kallis, öncelikle geldiğimiz noktada büyüme fikrinin eskisi gibi kapitalizmin motoru olmadığından bahsetti. Bu büyüme fikrinin artık ekonomik etkilerinin olmadığını söyleyen Kallis’e göre ekonomik büyümenin insanları mutlu etmemesi ve refah seviyelerini artırmaması dolayısıyla ekonomik etkilerini yitirdi. Bu çerçevede ekonomik büyümenin anlamını ve ekonomik büyüme etrafında oluşan söylemi tartışmaya açan Kallis, “degrowth” kavramını tüm bu ekonomik büyüme fikrine karşı radikal bir karşı çıkış olarak tanıttı. Bu radikal karşı çıkışın da yalnızca ekonomik değil siyasi düzenlemeler de gerektiğini belirterek konuşmasına son verdi.
Giorgos Kallis’in ardından söz alan Ekonomik Büyüme Enstitüsü’nden Amita Baviskar, Degrowth: Vocabulary for a New Era kitabı üzerine yorumlarını katılımcılarla paylaştı. Bu kavramın Batılı olmayan toplumlarda nasıl bir etki yaratabileceğinden ve neleri eksik bırakabileceğinden bahseden Baviskar, kapitalizmin bir unsuru olan ekonomik büyüme yerine daha geniş kapsamlı olarak kapitalizmi ve onun arkasındaki emperyalist ve sömürgeci fikirlerin açığa çıkarmanın gereklerinden bahsetti.
Son olarak aktivist Ashish Kothari bütün bu konseptlerin yanında Hindistan özelinde nasıl bir toplumsal mücadelenin çevre, ekonomi ve adalet fikirleri üzerinden şekillendiğinden bahsetti. Bu çerçevede temel alınacak kavram ne olursa olsun böyle bir mücadelenin emeğe saygı, öz yönetim, şiddetsizlik, bütün canlı türlerine saygı gibi belli ilkeler üzerinden yürütülmesi gerekliliğinden söz etti.
Haber: Tuğçe Sakallıoğlu- Ronay Bakan /Kurumsal İletişim Ofisi
