Daha özgür ve demokratik bir yaşam hayali olarak feminizm

Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) Prof. Dr. Linda Gordon’ı ağırladı.

Daha özgür ve demokratik bir yaşam hayali olarak feminizm

Sene boyunca düzenlediği etkinliklerle kadın gündemini görünür kılmaya çalışan Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK), 13 Ekim Salı günü Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar Dergisi’yle birlikte düzenlediği konferansta toplumsal cinsiyet, toplumsal hareketler ve emperyalizm üzerine çalışmalar yapan, New York Üniversitesi’nden Prof. Dr. Linda Gordon’ı ağırladı. “Feminism: In the Context of Anti-Colonial Struggles” başlığı altında yapılan konuşma Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

Konferansın açılış konuşmasını BÜKAK üyesi Dılşa Ritsa Eşli gerçekleştirdi. Konuşmasına Ankara’da yaşanan acı olayda hayatını kaybedenler için baş sağlığı ve yaralananlar için acil şifa dileyerek başlayan Dılşa Ritsa Eşli, üniversite öğrencilerinin ve kadınların barış taleplerinin daimi olacağını belirtti.

Ardından kürsüye çıkan Prof. Dr. Linda Gordon öncelikle Ankara’daki patlamanın yarattığı derin üzüntüyü paylaştığını dile getirdi. Konuşmasına öncelikle son kitabı Feminism Unfinished: A Short, Surprising History of American Women's Movements kitabından söz ederek başladı. Kitabına neden “Feminism Unfinished” (Tamamlanmamış Feminizm) adını verdiğinden bahseden Gordon, feminist ideolojinin ve kadın hareketinin tarihsel bir süreç olduğunu söyledi. İnsanların feminizmi yaşamak istedikleri hayatı hayal ederek oluşturdukları bu süreç içerisinden de özgür ve demokratik tek bir feminizm tanımının ve formülünün olamayacağını dile getirdi. Bu duruma örnek olarak birinci dalga ve ikinci dalga feministlerin farklı taleplerini anlatan Gordon, özellikle ikinci dalga feminizmin erkeklerin domine ettiği insan hakları ve savaş karşıtı hareketlerin içinden çıktığını söyledi. Bu feminist hareketin sadece kadın özgürleşmesiyle değil aynı zamanda emperyalizm karşıtı ve ırkçılık karşıtı gibi çok yönlü bir mücadele bir mücadele geliştirmesine neden oldu.

Sonrasında daha güncel konulara değinen Prof. Dr. Linda Gordon, kökten dinciliğin şu anda bütün dünya için önemli bir problem olduğunu belirtti. Bu problemin herhangi bir dine özgü değil Hıristiyanlık, Yahudilik, İslamiyet gibi birçok din için geçerli olduğunun altını çizdi. Fakat bu gelişmeler yaşanırken önemli olan noktanın bütün bu hareketler içerisinde kadınlar adına konuşan ve kadınlara seslenen bir figür görebiliyor olmamız olduğunun altını çizdi. Bunun dışında revaçta olan kökten dinciliğin toplumlar üzerindeki etkilerine değinen Gordon, ABD örneği üzerinden özellikle sosyal medya üzerinden kadınların açıkça tecavüzle tehdit edilebildiği, adreslerinin açıkça paylaşılabildiği bir tablodan bahsetti.

Prof. Dr. Linda Gordon gündelik hayatta karşılaşılan bu problemlerin yanı sıra savaş mücadelelerinde kadınların pozisyonlarını da Filistin-İsrail Savaşı üzerinden anlattı. Bu savaşın aynı zamanda Türkiye’de yaşanan savaşla da benzerlikleri olduğunun altını çizdi. Filistin’de yaşanan 1. İntifada ve 2. İntifada’daki kadınların durumunu karşılaştıran Gordon, bu karşılaştırmadan yola çıkarak savaşların hiçbir zaman erkek egemenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Bu nedenle kadınların bulunması gereken toplumsal hareketin şiddetsiz bir mücadele olması gerektiğinin altını çizdi. Bu şiddetsiz mücadelenin fiziksel şiddetten veya tehditlerden arınmış bir mücadele değil çoğu zaman bedeninle birebir hedef olmak anlamına geldiğini belirten Gordon, yine de kadınların sadece savaş zamanlarında değil barış zamanında da aktif söz söyleyebilmeleri için izlemeleri gerekenin şiddetsiz bir süreç olması gerektiğini vurgulayarak konuşmasına son verdi.