Haberin Telifi ve Medyada Yapay Zekâ Sempozyumu Boğaziçi Üniversitesi İş Birliğiyle Düzenlendi
Boğaziçi Üniversitesi ve Anadolu Ajansı (AA) işbirliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla ikincisi düzenlenen "Haberin Telifi ve Medyada Yapay Zekâ Sempozyumu" Güney Kampüs’te 2-3 Aralık’ta gerçekleşti.
AA ile Boğaziçi Üniversitesi işbirliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla hayata geçen "II. Haberin Telifi ve Medyada Yapay Zekâ" sempozyumunda, dijital platform iş modellerinin telif hukuku Türkiye ve dünyadan uzmanların katılımıyla ele alındı.
"YAPAY ZEKÂ ÖNCELİKLİ ARAŞTIRMA ALANIMIZ"
Etkinliğin açılışında konuşan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci yapay zekâyı üniversitenin öncelikli araştırma sahası olarak belirlediklerini ve Türkiye’nin ilk Veri Bilimi ve Yapay Zekâ Enstitüsü'nü açtıklarını söyledi.

Yapay zekânın medya sektörüne etkilerini tartışmak üzere bir araya geldiklerini belirten Prof. Dr. İnci, "Haber üretiminden içerik yönetimine kadar geniş bir alanda yapay zekânın oluşturacağı etkiler, bizleri hem fırsatlar hem de sorumluluklar noktasında derinlemesine değerlendirme yapmaya davet ediyor" dedi.
Medya içeriklerinde yapay zekanın oluşturduğu dönüşüme dikkati çeken Prof. Dr. İnci, "Telif hakları, veri güvenliği ve dezenformasyon gibi önemli konuların ne şekilde anlaşılacağı ve uzun vadeli çözümlerin nasıl önerileceği günümüzün en can alıcı soruları arasında yer alıyor. Bu sempozyumda sunulacak ufuk açıcı tebliğler sayesinde insan ve makine iş birliğinin sunduğu imkanlara ve meydan okumalara dair nitelikli bir farkındalığın oluşacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“DİJİTAL MECRALAR KLASİK MEDYA DÜZENİNİ DEĞİŞTİRDİ”
Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs'te Albert Long Hall da gerçekleşen sempozyumun açılış programında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan da bilişim başta olmak üzere, teknolojinin hızla geliştiğini ve toplumsal yaşamın birçok alanını etkilediğini belirtti.
Kültür endüstrilerinde de olağanüstü bir değişiklik yaşandığının altını çizen Alpaslan, "Bu değişim tüm insanları etkilemenin de ötesinde, bir yaşam düzeni haline gelmekte. Dolayısıyla bu gelişmeleri çok dikkatle değerlendirmemiz, ona göre düzenlemeler yapmamız gerekiyor" ifadesini kullandı.
Habercilik yöntemlerine de bu gelişimlerin etki ettiğini vurgulayan Alpaslan, "Özellikle dijital mecralardan haber akışının ortaya çıkmış olması, daha doğrusu internet haberciliği, klasik medya düzeninde çok önemli değişimlere yol açtı. Haberi üretenler bu anlamda bir nevi haklarından yoksun konuma düştüler. Dolayısıyla bu sempozyumda konuşulacaklar, hukuki, sosyal, ekonomik alanda ne tür düzenlemeler yapılması gerektiği üzerine önemli bir zemin olacak; bundan sonraki tartışmalarla ve çalışmalarla da şekillenecek. Bakanlık olarak biz de üzerimize düşeni yapacağız" dedi.
Alpaslan, haberin telifi konusundaki hukuki düzenlemelerle bu alanın daha adil bir düzene oturabileceğini dile getirdi.

“HABER İÇERİKLERİNİN TELİFİNİN KORUMASI GEREKİYOR”
Etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da, "Küresel adalet krizini derinleştiren başlıca dinamiklerinden biri de bütün dünyanın muhatap olduğu medya emperyalizmi ve dijital faşizmdir" dedi
Altun, her şeyden önce medyada üretilen bilgi, haber ve eserlerin, bunların arkasındaki fikir işçilerinin haklarını ve hukuklarını korumak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.
Amaçları ve hedeflerinin belli olduğunu ifade eden Altun, "Muhabirlerin, gazetecilerin, basın emekçilerinin büyük emek ve özveriyle hazırladıkları özgün içeriklerin, bedeli ödenmeden ticari amaçla kullanılmasının önüne geçmek. Yayıncıların ürettiği içeriklerin bedelsizce kullanımıyla oluşan haksız rekabeti ortadan kaldırmak. Bu doğrultuda bir an önce basın haber içeriklerinin telifinin koruması için gerekli mevzuat çalışmalarının yapılması için gerekli ortamın hazırlanmasına katkıda bulunmak" diye konuştu.
Altun, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, "On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi" isimli eserinde gazeteciliğin doğuşuna bir yer ayırarak, burada modernleşme tarihinin içinde "Gazetelerin sadece haber üreten, ileten araçlar olmadığını, aynı zamanda kültürel ve sanatsal değerler taşıyan içerikler ürettiğini" ortaya koyduğunu anlattı.
Haber üretiminin bir yandan muhabirin emeğine, araştırma, soyutlama ve analizine öte yandan yayın kuruluşunun editöryal tercih, çaba, cesaret, imkan ve kabiliyetlerine muhtaç olduğuna dikkati çeken Altun, gerçek haber üretiminin zahmetli, maliyetli, emek isteyen, çetrefilli bir iş olduğunu vurguladı.
Fahrettin Altun, "Örneğin, Anadolu Ajansının pandemi döneminde yaptığı gazetecilik, yine Rusya-Ukrayna Savaşı'nda sergilediği habercilik performansı, yahut 7 Ekim'den bu yana İsrail'in Gazze'de soykırım uyguladığı dönemden bu yana verdiği hakikat mücadelesi 'yalın birer olgusal veri paylaşımı etkinliği' olarak ele alınamaz. Çok açık ve net bir şekilde vurgulamak istiyorum. Haber metni, mutlak surette telif hakkı kapsamına alınarak korunması gereken bir eserdir. Bu analog medya dönemi için de dijital medya dönemi için de geçerli olan bir gerçekliktir. Hatta ve hatta içinde bulunduğumuz şu dijital medya-iletişim ekosistemi içinde haberin telif hakkıyla korunması meselesi, analog medya döneminden çok daha önemli ve acil bir hal almıştır. Zira bugün orijinal haber içeriklerinin izinsiz bir şekilde kolaylıkla ve hızla dolaşıma sokulabildiğini görüyoruz" diye konuştu.
![]()
“DEĞİŞİMİN TAM ORTASINDAYIZ”
Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz ise dijitalleşme, dijitalleşmenin etkisiyle ortaya çıkan yeni medya düzeni, yapay zekâ ile haber üreticilerinin hak ettiği medya telifini alıp alamadıklarının da tartışılacağını kaydetti.
Dijitalleşmeyle beraber hayatın her alanında muazzam bir değişim yaşandığını belirten Karagöz, “Bu dönüşüm, beraberinde davranış kodlarını da değiştiriyor. İnsanlar arası ilişkiler, ticari ilişkiler, sosyal ilişkiler aynı şekilde değişiyor. Biz, tam olarak bu değişimin ortasındayız. Artık bilgi sadece yukarıdan aşağıya akmıyor, yatay bir düzlemde herkesin katkı sağlayabileceği, bilgi üretebileceği bir atmosfer var. Geleneksel medya bu süreçte var olma mücadelesi veriyor. Adeta yaşam ünitesine bağlı olarak yaşatılmaya çalışılıyor. Büyük oranda konvansiyonel medya unsurları, şirketleri eğer bu dijital reformu ve inovatif yaklaşımı benimsememişlerse zor durumdalar ve gittikçe küçülüyorlar" diye konuştu.
“YASAL BOŞLUKTAN YARARLANARAK TELİF ÖDEMİYORLAR”
Sempozyumun sabah oturumlarında dünyadaki medya telifi sorunu konuşulurken, öğleden sonra ülkemizde dijital haber üretiminde ve yapay zekânın doğurduğu telif sorunları ele alındı. Google, Meta ve Instagram gibi şirketlerin bilginin yayılmasındaki rolünü Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Dr. Henning Grosse Ruse-Khan değerlendirdi.
Bu kurumların yasal boşluktan yararlanarak telif ödemediğine dikkat çeken Khan, Avustralya ve Kanada’da telif ödemelerinin sıkı takipte olduğunu, yakın zamanda Facebook’un Avustralya’da haber üreticilerine telif ödemeyi kabul ettiğini paylaştı.
Max Planck Enstitüsü araştırmacılarından Dr. Valentina Moscon ise telif hakları yasasına son teknolojilerin etkisini dile getirdi. Teknoloji devlerinin büyümesiyle neyin telifle korunacağı sorununun büyüdüğünü ifade eden Moscon, içerik üreticilerin istismarını önlemek için telif oranlarının değiştirilmesi gerektiğini belirtti.
