Kore Kültürünü Boğaziçi’nde Tanıtacaklar

Türkiye ile Güney Kore arasındaki siyasi ilişkiler 1949'da ülkemizin Kore Cumhuriyeti’ni bağımsız bir devlet olarak tanımasıyla başlamıştı. Türkiye'nin 1950 Kore Savaşı sırasında Yarımada’ya asker göndermesi iki ülke ilişkilerine farklı bir boyut kattı. O tarihten bu yana Türkiye ve Güney Kore arasındaki ilişkiler çeşitli dönemlerde ivme kazanarak devam ediyor. Kore’den çıkıp dünyayı sarsan K- Pop akımına ilgi duyan bir grup Boğaziçili öğrenci bir araya gelerek Boğaziçi Korean Society (Boğaziçi Kore Topluluğu) adlı bir oluşuma imza attılar. Kültürel işbirlikleri konusunda çalışmak isteyen topluluğun hikayesini dinledik…

Kore Kültürünü Boğaziçi'nde Tanıtacaklar

Korece dersi alan bir grup öğrencinin konuşma yeteneklerini geliştirme amacıyla bir araya gelmesiyle kurulan Boğaziçi Korean Society’nin yaklaşık 60 katılımcısı bulunuyor ve bu üyelerin çoğu akıcı bir şekilde Korece konuşuyor. Exchange Student Network’ün (ESN) bir alt kolu olarak açılan topluluk 4 Mayıs’ta düzenlenecek kültür gününe katılmayı planlıyor.

2013 yılında Güney Kore Expo’da çalıştıktan sonra Korece öğrenmeye karar veren İşletme ikinci sınıf öğrencisi ve topluluğun başkanı Ayça Yağışan ve Kore dizilerine ilgi duymasıyla bu dili öğrenmeye başlayan kulübün başkan yardımcısı, İngilizce Öğretmenliği dördüncü sınıf öğrencisi Kübra Karakuş’la konuştuk.

Şubat ayında Boğaziçi’ndeki tanışma toplantınızda dikkatimizi çeken bir detay vardı; Katılanlar arasında Korece anlamayan olup olmadığını sorduğunuzda çok az kişi elini kaldırdı. Boğaziçi’nde Korece’ye ilgi çok fazla anlaşılan?

Evet çok fazla ilgi var. Şu an bütün dünyada Hallyu diye bir kavram var, bu Kore dalgası demek. Kore’nin özellikle son yıllarda eğlence ve müzik sektörleri gittikçe popülerleşiyor. K-Pop grupları var mesela. İnsanlar genellikle dizi ya da müzik gruplarını görüp ilgi duyuyor. Hatta üniversite dışından Boğaziçi’nde Korece dersi verildiğini duyanlardan bizim hocamıza çok başvuru oldu. Ama hocamız kabul etmiyor okul öğrencisi olmadıkları için. Okuldan da çok fazla talep var. Geçen dönem kendi aramızda çalışırken ilk toplantıda 20 kişiydik. İkinci toplantıda 10’a düştük. Bütün dönem gerçekten çalışan 7 kişi kalmıştık. Bu yıl daha farklı.

Diğer üniversitelerde de Kore toplulukları var mı?

Açıkçası Kore topluluğu olan başka bir üniversite bilmiyoruz. Ankara ve Erciyes’te Kore Dili ve Edebiyatı Bölümü var. İstanbul’da da sadece özel kurslar var. İstanbul Üniversitesi’nde bölüm açılmak isteniyor. Çok talep var, ama akademisyen yok. Aslında bizim vizyoner olduğumuz bir nokta da ileride bu konuda akademisyen olmak istememiz. Türkiye-Kore ilişkileri üzerine kendimizi geliştirmek istiyoruz. Hocamız da bizi bu konuda destekliyor.

Peki bu dile ve kültüre duyduğunuz ilgi ileride size akademik anlamda da fırsat sunabilir mi?

Aslında şu anda üniversitemizde yer alan Asya Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde böyle bir durum var. Kulüpteki bir arkadaşımız da hatta Asya Çalışmaları’nda yüksek lisans yapıyor. Bu merkezde Kore tarihi, Kore ekonomisi üzerine çalışılıyor fakat Çin ve Japonya şu sıralar daha gözde. Kore biraz arka planda kaldı. Biz de bundan dolayı Kore’ye gidip yüksek lisans yapabiliriz. Belki daha sonra dönüp akademisyen olarak devam edebiliriz. Biz de tarih ya da ekonomi öğretebiliriz. Başka bir seçenek olarak, Boğaziçi’nde yüksek lisans yapma olanağımız da var. Boğaziçi’nin işletme yüksek lisansının Kore’nin en iyi işletme okuluyla anlaşmasından faydalanıp değişim programına başvurabiliriz. Bir yandan da çift ana dal ile Kore Dili ve Edebiyatı ve Uzakdoğu Ekonomisi gibi konulara eğilebiliriz.

Boğaziçi’nde düzenlenecek kültür gününe katılmaya nasıl karar verdiniz?

Birkaç sene önce Korece öğretmenimiz kampüste bir stand açmıştı ve epey ilgi olmuştu. Kore yemekleri tanıtımı yapılmıştı. Biz de bu yıl daha kapsamlı bir etkinlik yapmak istedik.

Bu günün içeriğiyle ilgili ne planladınız?

Kore yemekleri yapmayı düşünüyoruz. Türkiye’de yaşayan Koreli arkadaşlarımızla iletişim kurduk, ev yapımı Kore yemekleri getirecekler. İki parçadan oluşan Hanbok denen geleneksel bir kıyafeti var. İsteyenlerin onu giyip, okulda dolaşıp, fotoğraf çekmelerine imkan sağlayacağız. Bir arkadaşımız ise son zamanlarda Kore’de çok popüler olan tırnak süsleme sanatını katılımcılara uygulayacak. Korece isim yazma ve geleneksel oyunlarımız olacak. Bir de bize alan sunulursa K-Pop dans atölyesi düşünüyoruz.

Şu anda Boğaziçi’nde kaç Koreli öğrenci var?

Dört veya beş kişi var. Ama geçen sene Koreli öğrenci sayısı çok daha fazlaydı. Koreliler çok sıcakkanlı ve çok ortak noktamız var. Birbirimize hızlı ısınıyoruz. Kore’de Türkiye için “kardeş ülke” derler.

Kore’de kültürel ilişkiler kapsamında temas kurduğunuz bir oluşum var mı?

2017 yılı Kore Yılı ve biz de Ankara Kore Kültür Merkezi ile ortak etkinlikler planlıyoruz. Bunların bir kısmının Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılma ihtimali var. Film festivali gibi etkinlikleri Boğaziçi’nde düzenleme olasılığını konuştuk. Tekrar kendileriyle ayrıntılı görüşeceğiz. Bir üniversite bünyesinde böyle bir topluluk olduğundan haberdar değillermiş, buna çok şaşırdılar.

Ayrıca, Kore’den buraya sürekli insan davet etmek masraflı olduğu için bu dönemki projemiz online söyleşiler. Daha popüler olan eğlence, teknoloji ve yemek kültürü üzerine online söyleşiler yapmak istiyoruz. İlkini 3 Mart’ta Kore mutfağı üzerine gerçekleştirdik. Bu etkinliklerde 60’a yakın üyemizle ve Kore’den katılımcılarla söyleşi formatında bir araya geleceğiz. Ekranın bir tarafında Kore olacak, bir tarafında biz olacağız. Beş – on dakikalık soru kısmıyla sonlanacak yarım saat kırk dakikalık konuşmalar planladık. Kültür ve yaşam tarzı konuşulacak.

Söyleşi: Duygu Durgun Köseoğlu, Süveyda Ece Çil / Kurumsal İletişim Ofisi

Fotoğraflar: Kenan Özcan