Nâfi Baba Tekkesi'nde Aşure Günü
Boğaziçi Üniversitesi Şehitlik ve Mirasları Araştırma Kulübü (BÜŞMAK), kampüsün tarihi hafızasında ve kültürel dokusunda önemli yere sahip olan Nâfi Baba Tekkesi Aşure Günü geleneğini sürdürüyor. Hz. Hüseyin ve Kerbela Şehitleri başta olmak üzere Şehitlik Mezarlığında medfun bulunan tüm şehitler ve baba erenlerin ruhlarına hediye edilen Kuran tilavetinin ardından Güney Kampüs’te yapılan aşure merasimi ve okunan mersiyeler akademisyenler, mezunlar ve öğrencileri ortak sofrada buluşturdu.
Boğaziçi Üniversitesi’nin manevi ve tarihsel köklerinde derin izler barındıran Şehitlik Dergâhı çevresinde nesiller boyu yaşatılan Aşure Günü geleneği, üniversitenin kültürel mirasının en dinamik parçalarından birini oluşturuyor. Bu doğrultuda, 8 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen geleneksel aşure ikramı, Muharrem ayının bereket, paylaşma ve dayanışma ruhunu Boğaziçi Üniversitesi mensuplarına bir kez daha yaşattı.
“Aşure Nâfi Baba’da Yenir”
Geçmişte, Rumelihisarı Şehitlik Dergâhı ya da halk arasındaki bilinen adıyla Nâfi Baba Tekkesi, İstanbul’un sosyal ve kültürel hayatında önemli bir cazibe merkeziydi. Muharrem ayında dergâh kazanlarında kaynatılan aşurelerin tüm İstanbullulara ikram edilmesiyle kökleşen bu gelenek, eski İstanbul kültüründe “Keşkek Halim Paşa’da, aşure Nâfi Baba’da yenir” deyişiyle hafızalarda yer edinmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Şehitlik ve Mirasları Araştırma Kulübü (BÜŞMAK) tarafından organize edilen program, bu sözün taşıdığı tarihsel ağırlığı ve toplumsal birleştiriciliği günümüz kampüs yaşamına taşıyarak kuşakları birbirine bağlayan bir köprü vazifesi gördü.
İstanbul’un Fethinden Robert Kolej’e Uzanan Öykü
Nâfi Baba Tekkesi, hikâyesi İstanbul’un fethine kadar uzanan ve kampüs arazisinin tarihsel katmanlarını gözler önüne seren bir sembol niteliğindedir.
Günümüzde Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nün yükseldiği Rumeli Hisarı tepeleri, İstanbul’un fethinde stratejik noktalardan birini oluşturmaktaydı. Fetih esnasında şehit düşen ilk Osmanlı askerleri bu tepeye defnedilmiş ve burası Osmanlı’nın Rumeli yakasındaki ilk resmi şehitliği olarak tarihe geçmiştir.

Bölge, fethin ardından şehitlerin hatıralarını yaşatmak üzere Hacı Bayram Veli’nin halkasından yetişen Kızılca Şeyh Bedrettin Baba ve ailesine vakfedilmiştir. İlk etapta bir Bayramî tekkesi olarak inşa edilen dergâh, bölgede nöbet tutan Yeniçerilerin silsilesi ve korucu şeyhin oğlunun Bektaşiliği seçmesiyle zaman içerisinde bir Bektaşi tekkesi kimliği kazanmıştır.
.png)
Üniversitenin Temellerindeki Âlim: Nâfi Baba
Tekkeye adını veren ve burayı bir ilim yuvasına dönüştüren Nâfi Baba, 1861 yılında dergâhın riyasetini üstlenmiştir. Eğitime, bilime ve kültürel etkileşime büyük önem veren bir âlim olan Nâfi Baba, aynı zamanda dergâhın vakıf arazileri üzerindeki idari hakların da temsilcisiydi.
.png)
Nâfi Baba, Boğaziçi Üniversitesi’nin kurumsal temeli sayılan Robert Kolej’in bu stratejik tepeye kurulabilmesi için bizzat dergâh arazisinin bir kısmını vererek okulun kuruluşuna doğrudan hamilik yapmış ve kurumun ilk mütevelli heyetinde aktif olarak yer almıştır. Bu tarihi ortaklık, üniversitenin üzerinde yükseldiği toprakların çok kültürlü, barışçıl ve akademik kökenlerinin nişanesidir.
.png)
Kurumsal Hafızaya Saygı Duruşu
Robert Kolej’den Boğaziçi Üniversitesi’ne uzanan tarihsel süreçte kurucu bir harç olan Nâfi Baba’nın ve Şehitlik Dergâhı’nın asırlık mirası, bugün öğrencilerin eliyle canlı bir şekilde geleceğe taşınmaktadır.
Paylaşmanın, bir arada olmanın ve ortak kültürel değerlere sahip çıkmanın önemini bir kez daha hatırlatan bu anlamlı buluşma, katılımcılara kampüsün tarihsel derinliğini derinden hissettiren unutulmaz bir deneyim sundu.





