SineBU Eylül ayı programıyla sinemaseverlerin karşısına çıkıyor
Yine birbirinden seçkin filmlere ev sahipliği yapmaya hazırlanan SineBu, Eylül ayında perdesine 2 önemli belgesel ve 3 iddialı kurmaca filmi konuk ediyor. SineBU, İngiltere ve Endonezya yapımı belgesellerin yanı sıra Almanya yapımı kurmaca filmlerle bu ay macera-aksiyon sevenleri de; dram, tarihi ve biyografik filmleri sevenleri de sevindirecek bir programla sinemaseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Ayrıca SineBU’nun seyircilere küçük bir sürprizi var: Eylül ayı boyunca çarşamba günleri gerçekleşecek olan sürpriz seanslarının arasında Zeki Demirkubuz hayranlarının merakla beklediği BULANTI filminin ön gösterimi de bulunuyor!
Mutsuzluğun cazla harmanlandığı bir hayat: Amy
SineBU’da Eylül ayında vizyona girecek olan belgesellerden ilki ve kuşkusuz en dikkay çekeni, BAFTA ödüllü yönetmen Asif Kapadia'dan, 6 Grammy Ödüllü Amy Winehouse’un ilişkilerini, medya ile sürdürdüğü savaşı, herkese ilham kaynağı olan müziğini, ilk kez yayınlanacak şarkılarını ve görüntülerini de içeren belgesel Amy.
Amy Winehouse, 2011 yazına kadar tecrübe ettiği mutsuzlukları cazla harmanlayarak anlattı. Öldüğünde 27 yaşındaydı.
İngiltere'de vizyona girdiği ilk haftada gişe rekoru kıran Amy dünya çapında da 'ilk haftasında en çok hasılat yapan ikinci belgesel' olmayı başardı.
Belgeselin Cannes'daki dünya galasından önce Amy Winehouse’un ailesinin tepkilerine maruz kaldığında konuşmamayı tercih eden filmin yönetmeni Asif Kapadia, objektif ve gerçekçi diliyle ve özellikle babasının Amy’nin yanında olduğu sahnelere yaptığı vurgularla bu eleştirileri cevaplamış gibi gözüküyor. Amy'nin hikayesinde üzerinde durmak istediği yeri böyle açıklıyor: “Filmde yer alan her bir kişi onun hayatına dokunmuş, Amy her birini çok sevmiş. Ama maalesef her biri Amy’i hayatının başka bir noktasına taşımış, yani Amy çok da iyi durumda değilmiş ve üzerindeki tüm baskıyı nasıl hafifleteceğini bilemiyormuş. Sadece şöhret de değil, pop yıldızlığı da değil… Sanırım kendi hayatı ile ilgili baskılar varmış üzerinde.”
Endonezya’dan üzerimize tutulmuş bir ayna: The Look of Silence / Sessizliğin Bakışı
Joshua Oppenheimer, 2012’de vizyona giren belgeseli The Act of Killing / Öldürme Eylemi ile belki de bir ilki gerçekleştirerek, binlerce komünist ve muhalifi öldürenlerin gözünden bize 1965’de Endonezya’da yaşanan darbeyi anlatmıştı. The Look of Silence filminde ise Oppenheimer bu kez kamerasını katliama bizzat tanık olmuş tek bir aileye odaklıyor. Adi Rukun Endonezya’daki katliamdan sonra ölülerinin yasını dahi tutamadan yeni bir hayat inşa etmeye çalışan insanlardan yalnızca bir tanesi. Sessizliğin Bakışı, ağabeyinin öldürülme detaylarını Öldürme Eylemi’nin çekimleri sırasında öğrenen Adi’nin katillerle yüzleşme kararı sonrasında ortaya çıkmış bir belgesel. Belgeselin doğurduğu siyasi farkındalık önemli çünkü yönetmene göre umudun asıl temsilcileri soykırıma tanıklık etmemiş olanlar.
Filminin sadece Endonezya’ya açılan bir pencere değil, üzerimize tutulan bir ayna olarak görülmesini isteyen Oppenheimer’ın Sessizliğin Bakışı ile 2014 Venedik Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülünü aldığını eklemekte yarar var.
Yılın en beğenilen filmlerinden “Who Am I / Ben Kimim?” SineBU ekranlarında
SineBU’da vizyona girecek yeni filmlerden bir diğeri BEN KİMİM?, orijinal adıyla KEİN SYSTEM İST SİCHER?, yılın en beğenilen filmlerinin başında geliyor. İsviçreli genç yönetmen Baran Bo Odar’ın yazıp yönettiği Alman yapımı BEN KİMİM? Almanya’da katıldığı tüm festivallerden ödülle döndü. Filmin başrollerinde Tom Schilling, Elyas M’Barek ve onlara eşlik eden Wotan Wilke Möhring bulunuyor.
Film asosyal ve genç bir hacker olan Benjamin’in yaptıklarıyla dikkat çekmesi ve CLAY adlı hacker grubuna katılmasıyla başlar. CLAY zamanla kendi halinde bir grup olmaktan çıkar ve olağanüstü işlere karışan ve peşlerine düşülen bir örgüt halini alır. Şimdiden izleyenlerin birçoğunun en’leri arasına girmeyi başarmış film oldukça hızlı ilerleyen hikaye akışıyla gözlerinizi perdeden bir dakika bile ayırmanıza izin vermiyor. Film aksiyon sahneleriyle birlikte oldukça samimi ve izleyiciyi kendiliğinden hikayenin içine alan bir yapıt halini alıyor. Birçokları tarafından şaşırtıcı kurgusuyla Olağan Şüpheliler ve Dövüş Kulübüne benzetilen filmin remake haklarının Warner Bros’a satılması da filmin Almanya’daki olağanüstü gişe başarasının bir sonucu.
Elser - 13 Minutes / Hitler'e Suikast
Hitler’e Suikast (Elser - 13 Minutes) bu yılın en çok beklenen ve SineBU’nun Eylül ayı programında bulunan filmlerinden biri. The Experiment, Five Minutes of Heaven ve Downfall filmleriyle dünya çapında ünlenen Oliver Hirschbiegel’in yönettiği film bu yıl 34.sü düzenlenen İstanbul Film Festivalinde seyirciyle buluştu. Büyük ilgiyle karşılaşan film Alman Film Ödüllerinde 7 dalda birden ‘‘Altın Lola’’ için 2015 yılının bir diğer beğenilen filmi Victoria ile yarıştı.
Çok yoğun bir tarihsel araştırma sürecinden geçtikten sonra gerçek bir olaydan uyarlanan bu film adından da anlaşılabileceği gibi Georg Elser üzerinden soluk kesici bir hikaye anlatmakta. Adolf Hitler’e suikat girişiminde bulunarak tarihi değiştirebilecek Alman marangoz Georg Elser kimdi? Hitler dahil yanındaki diğer kurmaylarını da yerleştirdiği bombayla havaya uçurmaya iten neydi? 13 dakikalık bir farkla belki de dünya tarihini tamamen değiştiren bu adamın hikayesi gözler önüne seriliyor. Başrollerinde Christian Friedel ve Katharina Schüttler olan filmin müziklerini yönetmenin daha önce de birlikte çalıştığı David Holmes yaptı. Hitler’e Suikast yönetmenin diğer filmleri gibi yıllar sonra da izlenecek klasik bir film olmaya aday.
Ay boyunca SineBU’nun düzenlediği söyleşiler, Çarşamba akşamları seyircinin oylarıyla belirlenen film ve belgesel gösterimlerinden haberdar olmak için SineBU’nun sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.
https://www.facebook.com/sinebu
https://twitter.com/sinebuboun
