“Kalemimizi, klavyemizi, tenceremizi, meyvelerimizi, şekerimizi aldık geldik” dediler, Reçel’de buluştular…
‘’Kendisini yalnız hisseden, yaşadığı hayata, içinde bulunduğu döngüye hep itirazı olan ama bu itirazı dillendirecek mecra bulamayan’’ kadınlara ses olmak üzere, 2014 yılında altı editörle yola çıkan ve kısa zamanda özellikle Müslüman kadınlar için seslerini yükseltebilecekleri alternatif bir mecra olmayı başaran Reçel Blog’un Boğaziçili editörleri Feyza Akınerdem ve Rumeysa Çamderili’yle buluştuk. Reçel’i nasıl kaynatmaya başladıklarının hikâyesini bir de onlardan dinledik.
Öncelikle kendinizi biraz tanıtabilir misiniz?
Feyza Akınerdem: Ben 1998 yılında Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'ne girdim. 2002 yılında mezun oldum. 2005 yılında da aynı bölümde yüksek lisansımı bitirdim. Ardından bir süre akademiye ara verdim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde kısa bir süre çalıştıktan sonra İngiltere’de doktoraya başladım. Temmuz 2015'te doktora eğitimimi de tamamladım. İstanbul Şehir Üniversitesi'nde bir süre ders verdim. Şimdi Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde ders vermeye hazırlanıyorum.
“Bir Boğaziçili klişesi olarak ben de Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nden mezun oldum”
Rumeysa Çamdereli: Ben Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'ne 2006 yılında girdim. 2013 yılında mezun oldum. Bu uzun öğrencilik süresince oldukça Boğaziçili bir hayat sürdüm diyebilirim. O zamanlar mühendislik okuyordum ama Boğaziçi Üniversitesi’nde kendimi pek mühendislik üzerinden kurmadım. Aslında bir kulüpçü mezun klişesi olarak ben de Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü'nden (BÜFK) mezun oldum. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü'nde (BÜKAK) de çalışmalar yaptım. Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları'yla (BÜO) da ortak prodüksiyonlarda yer aldım. Genel olarak Boğaziçi Üniversitesi'ndeki varoluşum müzik üzerinden oldu diyebilirim. 2013'te mezun olduktan sonra iki sene yine müzikle ilgilendim ama şu an İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Merkezi'nde yüksek lisansa başladım. Reçel tecrübesiyle birlikte hayatıma giren kavramları daha derinlemesine tartışmak, konuşmak ve kendi hayat hikâyeme dair derinlemesine bir şey yazmak istedim. O yüzden de yüksek lisans yapıyorum şu an.
Reçel'in nasıl ortaya çıktığından bahsedebilir misiniz?
“Bir yandan ev içi emeği kötülemeden diğer yandan biz bunun dışında da birçok şey yapıyoruz itirazının adı Reçel oldu”
Feyza Akınerdem: Reçel, Müslümanlıklarını kamusal alanda ve özel alanda yaşayan, bunun üzerinden hayatlarını organize eden kadınların gündelik hayatlarına dair yazılar yazabilecekleri bir blog fikriydi ilk çıktığında. Kadınların gündelik hayata, güncel politikaya ve geçmişlerine dair yazılar yazabilecekleri bir blog olarak ortaya çıktı. Reçel ismi de aslında Müslüman camia arasındaki uzun bir tartışmanın yansıması. Müslüman camia arasında ünlü bir yazar “Reçel Yapamayan İslamcı Kadınlar” diye bir yazı yazmıştı. Bu yazı kadınları eve, mutfağa, geleneksel rollerine çağıran bir yazıydı. Bu yazı aslında çok yaygın bir kanıyı dile getiriyordu. Biz de buradan yola çıkarak mutfağı ve ev içi emeği de kötülemeden ama bundan başka biz neyiz, neler yapıyoruz bunu gösterebilecek bir itirazın adı oldu Reçel. Böylece reçeli de kadınların mutfaktaki yerini hatırlatan bir simge olmaktan da çıkarmak istedik. Hem reçele verilen emeği görünür kılmak hem de kadınların emeğinin ondan ibaret olmadığını gösteren bir iş yapmak istedik ve Reçel Blog böyle ortaya çıktı.
İlk ortaya çıktığından nasıl tepkiler aldı Reçel?
Feyza Akınerdem: Çok heyecanlı diyebileceğim tepkilerle karşılaştık. Kendisini çok yalnız hisseden, yaşadığı hayata, içinde bulunduğu döngüye hep itirazı olan ama bu itirazı dillendirecek mecra bulamayan kadınlar ve bilhassa Müslüman kadınlar tarafından coşkuyla karşılandık. Bu kadınlardan çok yazı akışı da oldu bloga. İkinci bir tepki daha eleştirel bir tepki oldu. Feminizm yapmakla suçlandık. Hiçbirimiz feminizmi bir hakaret olarak ya da bir aşağılama olarak almıyoruz. Aramızda feminist kadınlar; kendini feminist olarak tanımlayan ve feminist hareketin bir parçası olan kadınlar var. Aynı zamanda kadınlıkla ilgili meselesini feminizm üzerinden tanımlamayan arkadaşlarımız var. Ama bu terim Müslüman camianın muhafazakâr kesimi tarafından bir hakaret olarak bize yöneltildi. Bu daha eleştirel diyebileceğimiz tavırdan yola çıkan internet üzerinden sataşmalar, karşı kampanyalar, karşı bloglar kuruldu. Fakat bunlar kısa süreli kampanyalar olmakla kaldılar.
“Orayı okumak ve hiç dokunmadığı hayatlara yaklaşmaktan coşku duyuyoruz”
Tüm bunların arasında biz işlerimizi yürütmeye devam ettik. Reçel’i heyecanla karşılayan bir başka kesim de Müslüman kadınların başörtüsüne, İslami gündelik hayatına daha dışarıdan bakan insanlar oldu. Reçel onlar için de heyecan verici bir okuma mecrası oldu. Onlardan da güzel tepkiler aldık. Bu üç kesim de aslında bazen Reçel'i olduğundan daha büyük bir şey gibi görebiliyor ama ben buna olanak sağlayan o heyecandan memnunum. Orayı okumak ve hiç dokunmadığı hayatlara yaklaşmaktan coşku duymak bence güzel bir şey.
Rumeysa Çamdereli: Bu tepkilerin hiçbiri beklendik tepkiler değildi aslında. Hedeflenmiş, takvimi konmuş ya da işte biz şu haftada şu kadar yazı yayınlarız dediğimiz bir ortam hiç olmadı. Hatta en başta biz hiç kimsenin yazı göndermeyeceğini hatta okumayacağını düşündük. Çünkü görece tepki toplayabilecek de bir iş yapıyorduk ve kimse yazı yazmaya cesaret edemeyebilirdi. Biz o yüzden editörler olarak kendi aramızda en azından haftada bir yazı yazalım gibi konuşmuştuk ama onu da şu an katı kurallar çerçevesinde yapmıyoruz. Editör yazılarının sitedeki yazıların tümüne oranı şu an %50'den azdır. Geri kalan hep konuk yazar yazıları. Ayrıca sitenin en başından tasarlanmasından içeriğinin oluşturulmasına kadar her şeyini de beraber yaptık ve teknik işleri de yüklendik. O da bizce önemli bir şey. Yani Reçel’in kendi yağında kavrulmuş olması…
Peki, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarınızdan bahsedelim biraz. Boğaziçi Üniversitesi’nde yayıncılık faaliyeti içinde ya da kadın örgütlenmesinde yer aldınız mı? Buradaki yıllarınızın Reçel deneyiminizi nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?
Rumeysa Çamdereli: Ben, özellikle BÜKAK'ta yaptığı okumalarla birlikte feminist olmuş bir insan olarak BÜKAK'taki çalışmalarımın büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu düşünüyorum. Bir de örgütlenme ve örgütlenerek güçlenme meselesinde deneyimlerin dinlenmesinin aslında ne kadar önemli olduğunu yine BÜKAK’taki çalışmalardan öğrendim. Reçel önerisini konuşurken de derdimiz BÜKAK’ta yaptığımıza benzer bir şekilde birbirimizi tanımak, tanıyarak güçlenmek ve oradan bir enerji çıkarmaktı. Hala buna hizmet ediyor Reçel ve bu aslında çok feminist bir tutum. Ben bütün bunları bir mühendislik öğrencisi olarak burada, BÜKAK'ta öğrendim. Okumak, yazı yazmak, sunum yapmak, tartışmak bunların hepsini BÜKAK ve BÜFK'ten öğrendim. Buradaki tartışma ve muhalefet ortamı hem Müslüman kadınların kendi hikâyelerinin olduğu ve bunların konuşulması gerektiğine dair beni motive etti.
Feyza Akınerdem: Ben Boğaziçi Üniversitesi'nde okurken henüz BÜKAK kurulmamıştı. O zamanlar kendimi çok kadın hareketinin bir parçası olarak da hissetmiyordum. Ben daha çok akademik çalışmalar açısından Boğaziçi Üniversitesi’nden faydalandım. En önemlisi de başörtüsü yasakları vesaire gündemdeyken buradan mezun olabilmekti. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi’nin akademiyle akademi dışı siyasi alanı birbirine yaklaştıran bir havası var. Bu ortamdan faydalanmamak mümkün değil. Nitekim ben de mezun olduktan sonraki hayatımda, akademiyi hiçbir zaman başka alanlardaki mücadelenin dışında görmemeyi buralardan öğrendim. Bu durum benim çeşitli siyasi hareketlerin içinde bulunuşumu ve farklılıkların birbiriyle temas etmesi konusundaki çabamı çok şekillendirdi. Beni Reçel’e getiren yollardan da biri oldu bu.
Reçel’in yayıncılık faaliyetlerinin yanı sıra buluşmaları da oldu. Bu buluşmalarda neler ön plana çıktı? İleride yayıncılık faaliyetleri ve buluşmalara nasıl bir arada devam etmek istiyorsunuz?
Rumeysa Çamderili: Şu ana kadar iki buluşma yaptık. Sadece sanal ortamda kalmamak insanları yüz yüze görmek bizim için önemliydi. Bu buluşmalar hem bizim için hem karşı taraf için de güçlendirici oldu. Bu etkinliklerde Reçel’i beraber tartışabildik. Reçel nereye gidebilir, bize ne kattı hep birlikte tartıştık. Daha tematik toplanmalar gerçekleştirmeyi planlıyoruz ileriki dönemde. Reçel Blog’ta öne çıkan bazı temalar var doğal olarak. Savaş ve barış, annelik, akademik kariyer, kariyer, başörtüsü gündemi iç içe geçmiş bir şekilde çok konuşuldu Reçel’de. İlerisi için bu konuları temalandırıp belli periyotlarla buluşmalar planlıyoruz.
Reçel’i takip etmek isteyenler için: http://recel-blog.com/
Söyleşi: Ronay Bakan / Kurumsal İletişim Ofisi
Fotoğraflar: Ali Özlüer / Kurumsal İletişim Ofisi
