Türk Araştırmacılardan Çığır Açan Çalışma
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Sema Dumanlı Oktar’ın liderliğinde geliştirilen hücre temelli biyosensör teknolojisi erken teşhis ve sürekli sağlık takibinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Sema Dumanlı Oktar’ın liderliğinde geliştirilen yenilikçi biyosensör platformu, dünyanın en saygın bilimsel dergilerinden Nature Communications’ta yayımlandı. Çalışma, genetiği değiştirilmiş canlı hücrelerin beden içerisine yerleştirilen bir implant antenle etkileşime girerek beden dışına kablosuz sinyal iletebilmesini mümkün kılıyor.

Çalışma; Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sema Dumanlı Oktar ve öğrencisi Ahmet Bilir ile Synthetic Biosystems Laboratory’nin kurucusu Doç. Dr. Urartu Şeker ve Dr. Merve Yavuz tarafından yürütüldü. Araştırma, özellikle hastalıkların erken teşhisi ve sürekli sağlık takibi açısından önemli bir potansiyel taşıyor.
Geliştirilen sistemde bakteriler veya memeli hücreleri, belirli bir hastalık belirtecini, virüsü ya da molekülü algılayacak şekilde genetik olarak programlanıyor. Hücre, hedef molekülü algıladığında, implant edilen pasif antenin frekansında oluşan bir değişim sayesinde bu bilgi beden dışından kablosuz olarak okunabiliyor. Anten yapısında pil, çip gibi elektronik bileşenlerin bulunmaması, sistemi beden içinde kullanıma uygun hale getiriyor. Bu yenilikçi teknoloji Boğaziçi Üniversitesi tarafından triadik bir patent ile ABD, Avrupa ve Japonya’da koruma altına alındı.

Doç. Dr. Sema Dumanlı Oktar, çalışmanın mevcut sensör teknolojilerinden ayrılan en önemli yönünün canlı hücrelerin doğal algılama hassasiyetinden yararlanması olduğunu belirterek, “Bu sayede moleküler seviyede, gerçek zamanlı algılama yapabiliyoruz. Beden içinde spesifik bir bakteri, virüs ya da biyo-belirtecin varlığını anlık olarak takip etmek mümkün hale geliyor,” dedi.
Araştırmacılar, özellikle ameliyat sonrası enfeksiyon riski yüksek olan hastalarda bu tür bir takip sisteminin kritik önem taşıyabileceğine dikkat çekiyor. Geliştirilen hücre temelli biyosensörlerin, belirli bir süre vücutta kaldıktan sonra kendiliğinden etkisiz hale gelmesi de çalışmanın güvenlik açısından öne çıkan unsurları arasında yer alıyor.
Çalışmanın ilerleyen aşamalarında, hayvan ve insan deneyleriyle sistemin etkinliğinin daha kapsamlı biçimde test edilmesi hedefleniyor. Uzun vadede bu yaklaşımın, uzaktan sağlık izleme, erken teşhis ve hatta dışarıdan gönderilen sinyallerle ilaç salınımının kontrol edilmesi gibi yenilikçi uygulamalara kapı aralaması bekleniyor.
Doç. Dr. Dumanlı Oktar, yürütülen çalışmaların uzun vadede sağlığın sürekli izlenmesine olanak tanıyarak, hastalıklara erken aşamada müdahale edilmesini mümkün kılabileceğini ve bu yönüyle daha sağlıklı ve nitelikli bir yaşam için önemli bir potansiyel sunduğunu vurguluyor.

Üniversitemizin uluslararası düzeyde yürütülen bilimsel işbirlikleri ve ileri araştırma altyapısı sayesinde geliştirilen bu yenilikçi biyosensör teknolojisinin, sağlık alanında erken teşhis ve sürekli izleme odaklı yeni uygulamalara önemli katkılar sunması bekleniyor.
