SineBU Mart ayında güçlü anlatıları ile öne çıkan 11 filmi ağırlıyor

Mart ayı boyunca SineBU’da gösterilecek filmler seyirciyi etkilerken bir yandan da adından çok bahsettireceğe benziyor. Hiç kuşkusuz ayın en çok beklenen filmi Beni Adınla Çağır (Call Me By Your Name) salonu dolduracak. Geçtiğimiz ayın çok konuşulan filmlerinden Sevgisiz (Loveless), Paramparça (In the Fade) kaçıranlar için “Sesli Betimleme” seçeneği ile vizyonda olacak. Ayrıca ilgi gören filmler Ben,Tonya (I,Tonya) ve İyi Günler (Have A Nice Day) istek üzerine birkaç seans ile martta vizyonda olmaya devam edecekler.

SineBU Mart ayında güçlü anlatıları ile öne çıkan 11 filmi ağırlıyor

En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Şarkı olmak üzere 4 dalda Oscar adayı olan Beni Adınla Çağır (Call Me By Your Name) kimi eleştirmenler için şimdiden queer sinema için öne çıkan bir eser olarak kabul ediliyor. Film, 1983 yılında İtalya’nın kuzeyinde, ailesinin villasında yaşayan Elio Perlman ve Arkeoloji profesörü olan babasının evine davet ettiği doktora öğrencisi Oliver’ın arasındaki sıra dışı etkileşimi odağına alıyor. Andre Aciman’ın aynı isimli romanından esinlenerek James Ivory tarafından yazılan ve Luca Guadagnino tarafından yönetilen Call Me By Your Name, ilk gösterimini Sundance Film Festivali’nde yaptı ve BAFTA’dan En İyi Uyarlama Senaryo ödülü ile ayrıldı.

Ayın bir diğer dikkat çeken filmi ise bağımsız sinema dünyasında çokça konuşulan yönetmen Sean Baker’ın The Florida Project adlı yapıtı. Kimi eleştirmenlere göre yorum yapmaktan ve konumlanmaktan kaçan yönetmenin, filmin tamamında kompleks ve başarılı bir anlatıya ulaşması bile filmi görülesi kılmaya yetiyor. Genç yönetmen Sean Baker, toplumun genelde umursamadığı veya hor gördüğü marjinalize edilmiş kişiliklerin yaşamlarını olabildiğince gerçekçi ve çığ göstermeyi başaran bir isim. iPhone ile çektiği Tangerine ile insani bir sıcaklık yakalamayı başaran yönetmen, Amerika’nın parlak, zengin, şaşalı mekanlarının hemen yakınında oluşan fakirliğe odaklanıyor.

Martta sadece 4 seans yer verilecek olan Babasının Kızı (Daddy’s Girl) Melisa Üneri’nin yönetmenliğini yaptığı; Finlandiya-Türkiye yapımı oldukça ayrıksı ve önemli bir belgesel. Film kendi deyimi ile manipülatif, baskıcı, dominant ebeveyn-evlat ilişkisini kendine has üslubu ile başarıyla işliyor. 15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’ndeki ilk gösteriminin ardından uzun bir aradan sonra seyirci ile buluşuyor. Yönetmen bu filmi ile Finlandiya’da yaşayan babası ve Türkiye’de yaşayan babaannesi üzerinden bulunduğu toplumların cinsiyet algısındaki farklılıkları da göz önüne alarak ebeveyn etkisinde kimlik oluşturma süreci konusuna kendi yaşadıkları üzerinden örnekler getiriyor.

Özellikle Trump ABD’sinde yükselen ırkçı tartışmaların ışığında vizyona giren, empati ve adalet kavramlarını merkeze alan bir dönem anlatısı olan SAVAŞTAN SONRA (MUDBOUND) ayın 4 dalda Oscar adayı olan bir başka filmi. Bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz ilk kadın görüntü yönetmeni Oscar adayı Rachel Morrison’ın adaylığı. Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerika’nın güneyinde yaşayan iki ailenin çevresinde gelişen olayları dönemin duygusal ağırlığından güç alarak gerçekçi bir yaklaşım ile perdeye taşıyor.

Stalin’in Ölümü eleştirmenler tarafından üzerine çokça yazılan; çizgi roman uyarlaması bir kara komedi. 1953 Rusya’sında Stalin’in ölümü sonrası Kremlin entrikalarını sert üslubu ile ele alan film Rusya’da vizyon görmeden 2 gün önce ekstremist bir dil ile Sovyet tarihsel sembollerini aşağıladığı için yasaklandı. Bu durum BAFTA ödüllerinde 2 adaylığı bulunan filmin üzerindeki ilgiyi epey arttırmış görünüyor.

Mart'ta SineBU’da Türkiye sinemasının iki yeni ve öne çıkan filmi de olacak. Bunlardan ilki Martı Ankara FF en iyi senaryo ödülünün sahibi. Film ölüm-yaşam zıtlığını ele alışı ve övgü toplamış uzun yüzleşme sekansı ile öne çıkıyor. Kar ise Adana Altın Koza FF’nde oyunculukları ve kurgusu ile tescillenmiş, cesur ve çarpıcı bir anlatı. Zaman zaman seyri zor tekniği ile kalıp dışı bir Türkiye sineması örneği olan film kimi eleştirmenlerce coğrafyamızda pek örneği olmayan gençlik filmi boşluğu için fazlasıyla umut vadediyor.


Detaylı bilgi için:

https://sinebu.boun.edu.tr/